Kasım 22 11:52

15 TEMMUZ HIYANET KALKIŞMASI VE HÂLÂ YANITLANMAYAN SORULARI! LGBT SAPKINLIĞI VE İKTİDARIN SUÇ ORTAKLIĞI

15 TEMMUZ HIYANET KALKIŞMASI VE HÂLÂ YANITLANMAYAN SORULARI! LGBT SAPKINLIĞI VE İKTİDARIN SUÇ ORTAKLIĞI

Öncelikle; tarihimiz boyunca kutsalımız, vatanımız ve bağımsızlığımız için canlarını feda eden tüm Aziz şehitlerimizle beraber, 15 Temmuz gecesi CIA organizeli hain FETÖ kalkışmasına arslanlar gibi direnip şehit düşen 251 kahramanımıza rahmet ve cennet diliyor ve binlerce gazi vatandaşımıza Rabbimizden afiyet ve selamet temenni ediyoruz. Bu arada AKP iktidarının FETÖ’yle mücadelesini takdir ediyor ve destekliyoruz. Ancak; üst yönetim kadrolarına, siyasi ayağına ve dış bağlantılarına yönelmeleri gerektiğini de hatırlatıyoruz.

Bunun gibi Erdoğan’ın S-400 kararlılığına sevinip beğeniyoruz. Hatta F-35’lerin ortak üretiminden Türkiye’yi uzaklaştıran Amerika’ya karşı; Rusya’nın SU-57 savaş uçakları için hemen anlaşma yapılmasını teklif ediyoruz. Ancak 17 yıldır savsakladığı ve köreltmeye çalıştığı Erbakan Hoca’nın Milli ve yerli savunma ve kalkınma projelerine de samimiyet ve cesaretle sarılmalarını bekliyoruz. Yoksa Amerika’ya bağımlı kalmakla, Rusya’ya mahkûm olmak arasında bir fark görmüyoruz ve bu kafayla geleceğimizin ve güvenliğimizin garantiye alınacağına inanmıyoruz.

Hatta birkaç yıl önce Suriye sınırında düşürülen Rus uçaklarının bir diyeti olarak S-400’leri almaya mecbur bırakıldığımız; bunu da Rusya, ABD ve İsrail’in birlikte planladığı ve “adım adım NATO’dan koparılan Türkiye’ye saldırıya bir gerekçe hazırlandığı” yolundaki yaklaşımlar üzerinde kafa yorulmasını istiyoruz. Bu bağlamda Rusya’nın Irkçı Parti Lideri Jirinovski’nin: “Putin’le görüşen Erdoğan, Türkiye’nin NATO’dan çıkabileceğini söyledi.!” iddialarını hatırlıyoruz. Amerika’daki bazı strateji uzmanlarının: “Türkiye Trump’a fazla güveniyor. Oysa Trump’ın birtakım yumuşak mesajları ve umutlandırıcı tavırlarıyla Türkiye oyalanıp, gafil avlanmak üzere tehlikeli kurgular planlanıyor… Çok ağır ve yıkıcı ambargolar tezgâhlanıyor!”yorumlarına rastlıyoruz. Ve zaten Aziz Erbakan Hocamızın yıllar önce: “Önce İsrail’i NATO’ya alacaklar, sonra da bir bahane ile Türkiye’yi NATO’dan çıkaracaklar… Ardından da, NATO’nun başına İsrailli bir general koyarak Türkiye’yi vuracaklar!..” buyurduklarını hatırlıyoruz.

Yeri gelmişken şu noktayı özellikle vurgulayalım:

İnançsız olmak, dinsiz olmak, istediği hayat tarzını yaşamak, Komünist ve Darwinist ideolojilere tapınmak, bir tercihtir. Elbette bunlara da fırsat tanınmalı, herkesin temel insan haklarına saygı duyulmalıdır. Ancak büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede, halkımızın kendi inancına uygun yeni ve yeterli düzenlemeler yapılması arzusuna karşı çıkmak, İslam’ı sadece camilere hatta kalplere hapsetmeye çalışmak… Dahası İslami ahlâk ve hukuk prensiplerine, Kur’ani emir ve hükümlere küstahça sataşmak, mü’minlere gerici ve yobaz diye saldırmak, asla bir hak değildir, kimsenin haddi de değildir ve olmayacaktır.

Bu tür yaklaşımlar, dindar halkımızı AKP gibi din istismarcısı partilerin tuzağına itmekten başka işe de yaramamaktadır. Gerçek bir demokrasi, örnek bir laiklik ve yüksek bir medeniyet hedefi ise, zaten İslam’ın özüne de uygun kavramlardır. Laiklik; din istismarının yapılmaması, Din hizmetleriyle Devlet işlerinin karıştırılmaması… Devletin her din ve düşünceye aynı mesafede hizmet sunması, kısaca Din ile Devletin barışmasıdır.

Şimdi 15 Temmuz’la ilgili sorularımızı sıralayalım!

S-1) Mecliste; 15 Temmuz Darbesini soruşturma komisyonuna, niye başkan ve sekreter seçtirilip bağımsız ve tarafsız çalışma fırsatı tanınmamıştı?

S-2) Bu komisyon, niye 3 ay içinde hem de kuruluş gayesini ve görevini yapamadığı halde, süresi uzatılmamıştı?

S-3) Sn. Cumhurbaşkanı bu iktidar sürecinde kurulan, 50’den fazla komisyona hiçbir müdahalede bulunmazken, neden “Darbe Soruşturma Komisyonu bir an evvel işini tamamlasın!” uyarısı yapmıştı?

S-4) Bu Meclis Darbe Soruşturma Komisyonunun, 3 yıl geçmesine rağmen neden hâlâ bir raporu yayınlanmamıştı?

S-5) Bu Darbe Komisyonunun Muhalefet üyelerinin; “Darbeye hazırlık sürecindeki tüm Savunma, Milli Eğitim ve Adalet Bakanlarını, MİT müsteşarlarını ve GKB.larını çağırıp kanaatlerinden ve bilgilerinden yararlanalım!” teklifine AKP’li üyelerce niçin şiddetle karşı çıkılmıştı?

S-6) FETÖ’nün Hava Kuvvetleri İmamı Adil Öksüz arandığı ve tanındığı ve üstelik Akıncı üssünde suçüstü yakalandığı halde, tutulduğu karakoldan, bizzat Başbakanlık müsteşarınca nasıl ve ne maksatla serbest bıraktırılmıştı?

S-7) 1986 Askeri Lise imtihan sorularının FETÖ’cülerce çalınıp kendi talebelerine dağıtıldığı ve 500 öğrencinin tam puan aldığı ve bunların çoğunun bugün generalliğe kadar çıktığı, yıllar öncesinden anlaşıldığı ve Milli Çözüm Dergisi’nde de defalarca yazıldığı halde; neden 15 Temmuz darbe girişimine kadar ciddi, gerçekçi ve neticeye gidici bir araştırma ve soruşturma açılmamıştı?

S-8) FETÖ’nün siyasi ayağı, neden hiç deşifre edilmeye çalışılmamıştı? AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın: “Eğer FETÖ’nün siyasi kanadı deşifre edilirse, bugün kahraman bilinen nice kimselerin, darbenin suç ortağı olduğu ortaya çıkacaktır.” sözleri niye yalanlanmamıştı?

S-9) Bylock kullanan Milletvekilleri, Bakan ve Yüksek Bürokratların tespiti için neden hiçbir girişimin önü açılmamıştı?

S-10) FETÖ’cü diye görevden alınan Valiler, Emniyet Müdürleri ve Kaymakamlar bu görevlere hangi iktidar döneminde ve kimlerin iltiması ile atanmışlardı?

S-11) E. H.K.K. Akın Öztürk’ün, bu makama getirilmesi için çırpınan AKP’li Bakan ve Milletvekilleri kimler olmaktaydı ve hangileri hâlâ Meclis’te bulunmaktaydı?

S-12) “Ülkeyi FETÖ’den temizliyoruz!” nutukları atılırken, FETÖ benzeri başka din istismarcısı tarikat ve teşkilatların ülke çapında yeniden ve gizliden gizliye yapılanmalarına karşı hangi tedbirler alınmaktaydı?

S-13) Bütün bu kasıtlı aksaklık ve noksanlıklar, kontrolsüz Başkanlık nizamına ve Erdoğan’ın Cumhuri Krallığına zemin hazırlama ve gerekçe uydurma amaçlı mıydı?

S-14) Yani FETÖ askeri darbe kalkışması, Cumhuri Krallık diktasına bir kılıf ve bahane mi yapılmıştı? Halkımız, yağmurdan kaçarken doluya mı tutulmaktaydı?

S-15) “FETÖ tarafından kandırıldık ve kullanıldık!” itirafında bulunanlar, BOP eşbaşkanlığı için de toplum vicdanını rahatlatıcı bir itirafta niye bulunmazlardı?

S-16) Böyle her cehalet ve gafletimizi anlamak için, oturup yeni bir 15 Temmuz hıyanet kalkışmasını yaşamamız mı lazımdı?

S-17) FETÖ kalkışmasından samimiyetle ders çıkarmak ve gerekli tedbirleri almak istiyorlarsa, bu darbe girişiminden 10 sene öncesinden, Fetullahçı takımının yapılanmasının kirli amacını, gizli teşkilatlanmasını, dış bağlantılarını ve içerideki siyasi ayağını; “Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık” kitabıyla ortaya koyan ve“Ergenekon’un dinci ayağı” iftirasıyla yazarları tutuklanan Milli Çözüm Dergisinin; yazılarına ve kitaplarına dört elle sarılması gerekenler, neden hâlâ her ay bize yeni bir mahkeme açmaktaydı?

S-18) Eski Ankara Emniyet Md. Cevdet Saral: “Başbakan Erbakan; MİT raporlarına, Fetullah Gülen yapılanmasını “Türkiye’deki en organizeli ve tehlikeli CIA kuruluşudur!” diye not ettirip kayıt altına aldırdı.” (Bak: https://www.youtube.com/ watch?v=FZ9-KUGauHE) demesine rağmen, Sn. Erdoğan’ın kalkıp: “Bunların iç yüzünü anlayamadık, o nedenle gafil yakalandık” iddiaları ne kadar doğru ve tutarlıydı?

S-19) Haftalar öncesinden hem de resmi makamlarca bir ihtilal hazırlığı konuşulduğu halde, çok ciddi ve cesaretli bir operasyonla FETÖ denen şer şebekesi çökertilebileceği ve 251 canımız ve binlerce yaralımız feda edilmeden çözülebileceği halde, hangi gaflet ve gayretlerle bu girişim ertelenmiş olmaktaydı?

S-20) Darbe sonrası ve öncesi yurt dışına kaçan CIA bağlantılı üst kademe FETÖ’cü teröristlerin, Zekeriya Öz, Adil Öksüz gibilerin; ülkeye geri gelmelerinden, derinden derine rahatsızlık duyan, onların itiraflarıyla boyaları dökülüp foyaları ortaya çıkacak olanlar mı vardı? Niye bu konuda böylesine gevşek ve ürkek davranılmaktaydı? Yoksa bu FETO kaçkınlarının, konuştuklarında iktidarı ve yandaş takımını çok zor durumda bırakacak “bilgi ve belgeleri” mi vardı?

S-21) Hamdolsun, başta Kahraman Ordumuzun çok önemli ve etkin kesiminin, bu FETÖ’cü teröristlere destek olmaması… Sonra her partiden vatansever duyarlı halkımızın ortak ve cesur direniş destanı sayesinde bastırılan bu darbe girişiminin hemen ardından, Fehmi Koru aracılık yapsın diye Pennsylvania’ya yollandı mı, yollanmadı mı? Yollandı ise bunu kimler planladı ve Fetullah’la hangi pazarlıklar yapıldı?

S-22) Türkiye’nin, artık bir Adil Düzen dönemine acilen ihtiyacı vardır. Buna geçiş süreci olarak da bir Milli Mutabakat Hükümeti mutlaka kurulmalıdır.

S-23) Bizi Atatürk’e sahip çıkmakla suçlayan ve dışlayan AKP’li, İslamcı ve Din istismarcısı kesimlere sormamız lazımdı: Şimdi başta Cumhurbaşkanının ve yandaş programcıların; Mustafa Kemal’e övgüler yağdırması bir riyakârlık ve korkaklık mıydı, yoksa samimi bir tavır mıydı?

S-24) FETÖ terör şebekesini her merhalesinde destekleyip güçlendiren ABD, şu anda Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın yeni versiyonu olan YPG’nin 40 binden fazla militanını; sürekli ve sistemli şekilde hem eğitip donatmakta hem de onların bölgesine binlerce TIR ağır silah yığmaktadır. Yetmez, Türkiye Doğu Akdeniz’de fiilen kuşatılmaktadır. Sorumuz, hâlâ stratejik müttefikimiz sayılan Amerika’ya ve güya savunma paktımız olan NATO’ya ve bu Avrupa’ya güvenmemiz ne denli akılcı ve tutarlı bir tavırdı?

Doğu Akdeniz’i kendi aralarında parselleyip, çok zengin doğalgaz kaynaklarını paylaşmak ve Türkiye’yi dışlayıp mahrum bırakmak üzere Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, İsrail ve ABD ortak toplantılar ve anlaşmalar yaparken; Sn. Erdoğan’ın Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimini uyaran çıkışları yanında, bir sefer olsun Siyonist İsrail’i ağzına almaması nasıl yorumlanmalıydı?

S-25) Temel zihniyet ve istikamet olarak tam 40 konuda aynı karakter ve kriterlere sahip olduklarını defalarca yazdığımız şu CHP ve AKP’nin, Haçlı Batı’nın güya Türkiye’yi AB’ye alacakları palavrasıyla dayattıkları; hem Milli bağımsızlık ve bekamızın altını oyan, hem ahlaki ve ailevi yapımızın altına dinamit koyan kanunları, “uyum yasaları” diye Meclis’ten birlikte geçirirken, tek bir konuda olsun kapıştıklarına niye hiç rastlanmamıştı?

Devamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz