Temmuz 23 06:45

2019 Mart’ında Türkiye’de SEÇİM MANZARASI VE 31 MART SONRASI!?

2019 Mart’ında Türkiye’de SEÇİM MANZARASI VE 31 MART SONRASI!?

Türkiye’de çok garip, acayip ve hatta tarihi bir seçim süreci yaşanmaktadır. Bu seçimin sonuçları, Ülkemiz ve Milletimize; ya talihli kapılar açacak veya Türkiye tarifsiz bir çıkmaza saplanmış olacaktır. AKP iktidarı başına geleceklerin telaşıyla, anayasayı bile hiçe sayarak, önce Meclis Başkanı’nı İstanbul adayı yapmış, çünkü ondan daha “düşük profilli” bir adam bulamamış, ama başta Milli Çözüm Dergisi olmak üzere yoğun baskılar ve uyarılar sonucu istifa ettirmek zorunda kalmıştır.

Bu süreç, görüldüğü gibi, “yerel seçim yarışı” olmaktan çıkmış, Milli birlik ve dirliğimizi koruma davası olmaya başlamıştır. Cumhur İttifakı’nın bu seçimleri BEKA meselesi saymasını da böyle okumak lazımdır. Çünkü bu seçim sonuçları, Türkiye’nin geleceğini, Milletimizin huzur ve güvenliğini belirleyecek bir önem ve özellik taşımaktadır. Başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere önemli illeri ve ilçeleri kaybeden AKP iktidarı temelinden sarsılacak ve artık ayakta duramayacaktır.

Zaten AKP, öyle Milli gaye ve gayretlerle, yerli gereksinim ve girişimlerle kurulmamıştır. En yakın yandaşları Abdurrahman Dilipak’ın itirafıyla; “Siyonist odakların bir Dış Proje Partisi” olarak tasarlanmıştır.

1- İsrail’le normalleşeceksiniz.

2- Erbakan’ın tarihi proje ve hedeflerini terk edeceksiniz.

3- Ilımlı İslam’a, yani FETÖvari din istismarına geçeceksiniz…

Bunlara karşılık:

1- Biz de sizi iktidara taşıyacağız ve kahraman yapacağız.

2- Size faizli kredi ve dış borç ayarlayıp rahatlandıracağız.

3- Size engel olan TSK’yı hizaya sokacağız!.. Tekliflerine razı olunarak iktidara oturtulmuşlardır.

İşte şimdi görüyorsunuz, ibret ve hayretle izliyorsunuz; Anayasaya ve yasalara göre Cumhurun, yani halkımızın ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamının Başkanı olması ve buna göre davranması gereken Sn. Erdoğan, Bakanları, başkan adayları, yandaşları ve payandaları, Aziz Milletimizin yarısını ve sözde Cumhur İttifakı karşıtlarını “illet” ve “zillet” diye suçlayıp saldırmakta ve açıkça toplumu kamplaştırıp kutuplaştırmaktadır. İllet ve zillet kavramları, küfür ve hakaret kasıtlıdır. Tarih boyunca kendi halkının yarısına böyle çirkin sıfatlar yakıştıran, Firavun ve Nemrut dışında hiç kimseye rastlanmamıştır!..

İllet = Sepici ve iltihabi hastalık, sancılı sakatlık, sık sık tepen çıban… anlamındadır.

Zillet = Hakirlik, hor görülmeklik, alçaklık, aşağılık, manalarını taşımaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de “zillet” kavramı:

a) Allah’ın kahrını ve gadabını hak etmiş inkârcı ve isyancı mel’un takımı için;“(Yahudiler) Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Allah'ın ipine (sarılanlar) ve insanların ipine sığınanlar (eman ve ahid garantisine ve zimmi olarak devlet himayesine alınanlar) dışında- onlara zillet (zorluk ve horluk damgası) vurulanlardır. Onlar, Allah'tan (hak ettikleri) bir gazaba uğramışlardır da üzerlerine aşağılanma (damgası) basılmıştır. Bu, Allah'ın ayetlerini inkâr etmelerinden ve peygamberleri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır. (Yine) Bu, onların (dine ve elçilere) asi olmalarından ve haddi aşmalarındandır.” (Al-i İmran: 112)

b) Allah adına yalan dizip uyduran ve Allah’ın lanetine müstahak olanlar için; “Şüphesiz, (altın) buzağıyı (ve servet putlarını-tanrı) edinenlere (her asırda) Rablerinden bir gazap ve dünya hayatında bir zillet (ve esaret) yetişecektir. İşte Biz, 'yalan düzüp-uyduranları' (ve haramları helal sayanları) böyle cezalandırırız.” (A’raf: 152)

c) Ahirette rezil ve perişan kılınan ve cehenneme atılmaya hazırlanan kâfir ve hakir kimseler için; “O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır’.” (Gâşiye: 2) kullanılmıştır.

Bir Hadis-i Şerifte; “Hiç kimseye lanet okumayın ve horlayıp aşağılamayın. Çünkü o lanet dönüp dolaşıp kendi başınıza musallat olur” buyrulmaktadır.

Aziz Milletimizin yarısına, “illetli ve zilletli” diye küfürler ve hakaretler savuran ve hiç utanmadan, sıkılmadan ve zerre kadar sorumluluk ve suçluluk duygusu taşımadan, sürekli saldıran bu şaşırmış ve şımarmış şahsiyet ve zihniyetlere, hadlerini bildirmenin şimdi tam zamanıdır. Aksi hâlde, bu ağır hakaret ve küfürlere razı ve müstahak olmuş duruma düşmüş sayılacağız.

Kur’an-ı Kerim’in Zuhruf Suresi 54 ve 55. ayetlerinde belirtildiğine göre, Firavun da böyle halkını horlayıp hakaretler yağdırmış, buna rağmen şaşkın toplum kendisine korku ve hayranlıkla yaklaşmış ve bu tavır sonunda Allah’ı gadaplandırmış ve Firavun’u suda boğup batırmıştır.

“(Firavun) Böylece kendi kavmini küçümseyip hafife aldı (onları basit ve haysiyetsiz ayak takımı kimseler saydı). Buna rağmen, yine onlar kendisine (hürmet ve) itaatini (artırdı). Gerçekten onlar fasık (duyarsız, davasız ve bayağı insanlardan oluşan) bir kavim olmuşlardı. (Çünkü Firavun kendilerini hakir gördükçe, ona daha çok yanaşmışlardı.)”

“Sonunda (Firavun) Bizi öfkelendirince, Biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk (ve batırdık).” (Zuhruf: 54-55)

Millete “illet-zillet!” diye hakaret etmek, kanunlarımızda da ağır suç kapsamındadır.

TCK 216. Maddesi “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçunu düzenlemiş durumdadır.

216-1 = Halkın; sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse… bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır.

216-2 = Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi 6 aydan bir yıla kadar hapisle cezalandırılır.

Bu tahrik ve aşağılamanın “Kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkarması” işlenen suçun temelini oluşturmaktadır.

Madde: 213 - Halkı doğrudan veya dolaylı tehdit suçunu tanımlamaktadır. Ayrıca TCK 312-1, Halkı isyana teşvik suçunu kapsamaktadır.

Devamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz