Kasım 22 11:51

AKDENİZ’DEKİ HAÇLI KUŞATMASI VE ERDOĞAN’IN G-20 TUTARSIZLIĞI

AKDENİZ’DEKİ HAÇLI KUŞATMASI VE ERDOĞAN’IN G-20 TUTARSIZLIĞI

İstanbul hezimeti, AKP iktidarını sarsmıştı. HDP’ye “İmralı’yla irtibatı kesin!”tavrından “Artık Apo’yu dinleyin!” noktasına sığınmışlar, 14 bin oy farkına razı olmayanlar, 850 bin tokatla şaşkınlaşmışlardı. Bu yırtık artık dikiş tutmazdı, AKP parçalanacaktı.

Erbakan Hoca’nın Beygir Fıkrası:

1994’te Refah Partisi’nin adayı Yalçın Demir, Nevşehir Belediye Başkanlığı seçimini yüzde 32 oyla kazanmıştı.

DYP Nevşehir Milletvekili Esat Kıratlıoğlu, bazı oy pusulalarında DYP’nin amblemindeki At’ın sola baktığı gerekçesiyle seçim kuruluna itiraz etmiş; seçimlerin iptaline yol açmıştı. Ancak yenilenen seçimde SHP adayı da DYP adayı Taner Erdoğan lehine çekilmesine rağmen Refah Partisi, oylarını daha da arttırarak yüzde 45 oyla seçimi yine kazanmıştı. Bunun üzerine Erbakan Hoca şu meşhur benzetmesini yapmıştı:

“Yok, beygir sağa bakmışmış… Yok, sola bakmışmış… Bu şarlatanlıklarla bir yere varamazsınız… İşte beygir nalları dikti; şimdi ne yapacaksınız!?.”

Evet, AP’nin ve ANAP’ın devamı olan AKP’nin İstanbul hezimetini ve artı neticelerini en güzel anlatan bir anıdır.

Bu arada AKP tarafından Ekrem İmamoğlu’na: “İstanbul rantını birlikte paylaşalım, Belediyede Meclis çoğunluğu bizde olduğu için senin de işlerini kolaylaştıralım!” teklifi yapıldığı kulislere yansımıştı.

Bunlar şahsi ikbal ve ihtiras hesaplarıyla uğraşırken, maalesef Türkiye Akdeniz’den kuşatılmıştı. ABD, Rusya ve Avrupa ülkeleri; başta Akdeniz’de ve Kıbrıs çevresinde yüzlerce savaş gemisiyle Türkiye adeta kıskaca alınmıştı.

Temmuz 2019’da İsrail’de; ABD, Rusya ve İsrail ortak güvenlik zirvesi yapmış, ama bu toplantı hakkında Türk medyasında, ne yandaşında ne karşıtlarında bir kelime olsun yer almamıştı.

ABD tam bir düşman tavrıyla F-35’leri Türkiye’ye vermeme kararı almış, S-400 aldığımız Rusya ise İdlib’te kendi güdümündeki rejim güçlerini kontrol noktamıza saldırtıp, askerlerimizin şehit olmasına yol açmışlardı. Ve Rus askeri ataşesi Genelkurmay’a çağrılmıştı.

Zaten tek ve gerçek milli tavır sadece Milli Savunma Bakanlığından gelmekte, Sn. Hulusi Akar: “F-35’ler Türkiye’ye verilmezse, NATO savunması zayıflar!”uyarısında bulunmuşlardı.

G-20 zirvesinde S-400’ler konusunda güya bir orta yol aranmıştı:

 Türkiye bunları alacak ama ya kurmadan hangarlarda saklayacak veya Azerbaycan’a, Hindistan’a satacaktı.

Trump: “Türkiye ne yapsın, Obama Patriot vermedi, o da Rusya’dan S-400 istedi…” şeklinde Erdoğan’ın geri adımını kolaylaştırmaktaydı.

 Zaten kendi Milli ve yerli savunma sanayimizi kurmadan S-400’leri de alsanız, Pariotları da alsanız, ABD ve Rusya’ya bağımlı kalacaktınız. Bu nedenle haykırıyoruz ki:“Marifet Başkan olmak değil, Erbakan olmaktır.”

Sn. Erdoğan G-20 zirvesinde Suud Prensi, Kaşıkçı katili Salman ile aynı karede poz dağıtmış ve hiçbir tavır koymamış, ama sonrasında “Kaşıkçı cinayeti ve Mursi’nin defni mutlaka araştırılmalıdır.” diye hava atmıştı…

Bunlar “Utanmazsan ve körkütük yandaşların varsa, istediğini konuş…”gerçeğinin muhataplarıydı.

Başkanlık sistemi, dış güçlerce ve tek elden ülkeyi yönetme tezgâhıydı. Günde 1000, ayda 30 bin kanun ve kararnameyi, Sn. Erdoğan’ın okuyarak imzalaması imkânsız olduğuna göre, hangi gizli ve kirli eller devreye sokulmaktaydı?

Maalesef AKP iktidarında, Türkiye Büyük Millet Meclisi AB uyum yasalarını tasdik noteri yapılmıştı… AKP ile CHP Haçlı Avrupa’nın ahlâksız dayatmalarını kanunlaştırırken hiç kavga ettiklerine rastlanmamıştı.

Artık Melheme-i Kübra, Hz. Peygamberimizin haber verdiği “Büyük Yaralanma ve Tarihi Hesaplaşma”, Armageddon kapışması kaçınılmazdır. Zaten Siyonist İsrail çeteleri Mescid-i Aksa’nın altını oymaya başlamışlardır.

Ankara Büyükelçiliğine; hem de 2 yıl araştırdıktan sonra, Yahudi David M. Satterfield atanmıştı…

Sn. Erdoğan G-20 zirvesinde; “Yahu sizin yüzlerce savaş geminiz, Doğu Akdeniz ve Türkiye çevresinde ne aramaktadır?” diye soramamıştı.

Erdoğan’ın; Türkiye mültecilere kucak açtı, başka ülkeler yeterli yardımı yapmadı. Bu konuda daha duyarlı olmaları lazımdır!” sözlerini ise, Suriye’de yeni katliamlar başlayacak ve Türkiye’ye yeni mülteci akını başlayacak! Bu konuda Erdoğan’dan söz alındığı şeklinde anlamalıydı. Çünkü Büyük İsrail için Suriye’nin boşaltılması lazımdı.

Bu AKP ile CHP 40 konuda aynıdır:

Ey AKP’li şeyhler, hocalar, dervişler; cevap verin:

- Faizi CHP uygulasa günah, AKP uygulasa mübah mı olmaktaydı?

- Kumarı CHP uygulasa haram, AKP uygulasa helâl mi sayılmaktaydı?

- Fuhşu, zinayı CHP yaygınlaştırsa ayıp, AKP uygulasa sevap mıydı?

Ey Erdoğan; “Düşman güçleri, sizin gafletiniz Akdeniz’e getirmiştir.”

Hülagü ve Kadıhan Hikayesi oldukça anlamlı ve uyarıcıdır.

Sakalı bitmemiş âlim Kadıhan, Hülagü’nün otağına bir deve, bir keçi ve bir horozla gider.

Hülagü: “Sizce beni buralara ne getirdi?” diye sorar.

Kadıhan: Bizim gaflet ve günahlarımız, Hak’tan ayrılmamız ve fitne fesada kaymamız getirdi… Siz Allah’ın bize bir adalet ve intikam kamçısı yerindesiniz.”

Devamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz