Şubat 17 15:46

AKP ACI AKIBETİNE KOŞUYORDU!

AKP ACI AKIBETİNE KOŞUYORDU!

Milli Çözüm Dergisi tam 14 sene önce AKP’nin içyüzünü ortaya koyuyordu!

      

AKP ACI AKIBETİNE KOŞUYORDU!

      

Varlıklı bireyler, bağış yapan vakıflar ve sosyal sorumluluk sahibi şirketlerden oluşan küresel bir ağ olan Dünya Müslüman Hayırseverler Kongresiningüya sosyal ihtiyaçları karşılamak ve hayırseverliği stratejik olarak yaygınlaştırmak üzere finans ve insan kaynaklarını harekete geçirmek amacıyla oluşturulduğu vurgulanmaktaydı. Oysa bu kongre kapsamında iki yılda bir toplanan Küresel Donörler Forumu ise ırksal, dinî ve siyasi ayrımların ötesinde sosyoekonomik değerler oluşturmayı amaçladığı savunulsa da aslında “Başka hastalara kök hücre üretilsin diye “ilik” bağışlama kampanyası ve hayırseverlik kılıfı geçirilmiş küresel bir organ mafyası konumundaydı. Zaten Küresel Donörler Forumu’nun başkanının Paul Palmer isimli bir Yahudi olması her şeyi açıklamaktaydı. Ayrıca bu organizasyonun Londra Belediyesinin ev sahipliğinde ve meşhur masonik adres “Mansion House”de yapılması da enteresandı.

Çünkü Emine Erdoğan’a “İnsani Hizmet Takdir Ödülü”nü verenler, Siyonist bağlantılıydı!

Emine Erdoğan, İngiltere'nin başkenti Londra’da düzenlenen Küresel Donörler Forumu kapsamında "İnsani Hizmet Takdir Ödülü" almıştı. (12 Eylül 2018) Dünya Müslüman Hayırseverler Kongresi’nin (World Congress of Muslim Philanthropists) Londra’da düzenlediği Küresel Donörler Forumu kapsamında verilen "Hayırseverlik Mirası Ödülleri”nden "İnsani Hizmet Takdir Ödülü", Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'a aktarılmıştı. Londra Belediyesinin ev sahipliğinde Mansion House’da düzenlenen törenle ödülünü alan Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Soykırımlar, tecavüzler, ayrımcılıklar cüretkârca işlenirken, onurlu duruşların sesi ne yazık ki yeterince güçlü çıkmıyor.” ifadelerini kullanmıştı. Türk milletinin güçlü bir vakıf geleneği bulunan hayırsever bir toplum olduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin sadece mültecilere yardım etmekle kalmadığını, Afrika ülkelerinden Gazze’ye kadar pek çok coğrafyaya yardım eli uzattığını hatırlatmıştı. "Bu anlamlı ödülün gerçek sahibi ülkemdir, devletimdir, milletimdir" diyerek Türkiye’nin milli gelire oranla dünyada en çok insani yardım yapan ülke olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Bu akşam burada şahsıma tevdi edilen insanlığa hizmetin takdir edilmesi ödülünü, insanlığın vicdanı olan işte bu aziz millet adına alıyorum. Bana hayatım boyunca onur verecek olan bu anlamlı ödülün gerçek sahibi, din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın, nerede bir çığlık varsa yüzünü oraya çeviren ülkemdir, devletimdir, milletimdir.” şeklinde bir konuşma yapmıştı. “Farklı olanı, ötekileştiren değil, zenginlik kabul eden büyük bir medeniyetin mensuplarıyız.” diyen Emine Erdoğan sözlerini:“Sevinçlerimiz kadar acılarımız da ortak. Birimizin canı yandığında, diğerimiz de bunu hissediyor. Bir vücudun azaları gibiyiz. Dünyanın bir köşesinde acı varsa, bu yüreğimize dokunuyor, içimizi sızlatıyor. Sizler, kapitalizmin insan ruhunu duyarsızlaştırdığı bir dünyada, merhametin, vicdanın sesi olmaya çalışıyorsunuz. İnsanlığın yüklerini omuzlama derdinde olan asil ruhlarınız, biliyorum ki hayırseverlik duygularıyla mayalandı. Dünyanın son yıllarda bu çabaya gerçekten çok ihtiyacı var." diye tamamlamıştı.

“Zarfa değil, Mazrufa bakmak lazımdı!”

Yani, hoş ve boş lafların değil, perde arkası odakların üzerinde yoğunlaşmak zamanıydı!

Evet Emine Erdoğan bu sözleriyle bazı gerçeklere hem de güzel cümlelerle tercümanlık yapmıştı. Ama başkanı Yahudi olan ve küresel ilik ve organ mafyasının hayırseverlik kılıflı bir organizasyonu sayılan “Küresel Donörler Forumu”nun himayesinde ve ev sahipliğinde gerçekleşen bu güzel konuşmalar sonuçta kime yaramaktaydı ve hangi zulüm ve sömürü çarkını yağlamaktaydı? Rahmetli Erbakan Hocamızın benzetmesiyle bu tavır“Havra’da namaz kılmaktan ve Siyonist hahamlara müezzinlik yapmaktan farksızdı!” Yani avcıların yabani keklikleri tuzağa çekmek için eğitip yararlandıkları “evcil keklik” konumundaydı.

İngiliz Financial Times Gazetesinin dış haberler editörü David Gardner, gazetenin internet sitesinden yayımlanan yazısında, Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan'ın önümüzdeki haftalarda vermesi gereken bazı ciddi kararlar olduğunu yazmıştı (Eylül – 2018). Türkiye ekonomisindeki ve dış politikasındaki son gelişmelerin değerlendirildiği yazıda Gardner, Erdoğan'ın ABD'nin tehditlerine ve Rusya'nın taleplerine nasıl cevap vereceğini artık kararlaştırması gerektiğini hatırlatmıştı. Gardner'a göre birkaç hafta içindeki verilecek bu kararlar, Türkiye'nin ekonomik istikrarına ve güvenliğine gerçek tehditlerin yöneldiği bu dönemde "jeopolitik olarak nereye oturduğuna" karar vermesine yardımcı olacaktı. BBC Türkçe'nin aktardığına göre, Gardner'ın yazısında: "Brunson’un ABD'ye Barış Hediyesi Olarak Sunulacağını"vurgulamıştı.

"Türk Lirası'nın yıl başından bu yana ABD Doları karşısında yüzde 40 değer kaybetmesine ve şirketlerin dış borcunun artmasına neden olan kur krizi şimdilik duruldu. Ancak, NATO üyesi Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşmasına, İran'a yönelik yaptırımları kırmasına ve ABD'li Pastör Andrew Brunson'u terör suçlamasıyla hapiste tutulmasına kızan ABD, Türk bakanlara ve Türkiye'den ithalata yönelik cezalandırıcı adımlar atıyordu ve Türk ekonomisinin en kırılgan olduğu dönemde yeni adımlar atmaya da hazırlanıyordu... "

Gardner, 12 Ekim'de yeniden hâkim karşısına çıkacak olan Pastör Brunson'un serbest bırakılabileceğine dair spekülasyonların arttığını ve Erdoğan’ın geri adım atacağını da yazmıştı:

Devamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz