Aralık 01 05:36

Daha önce de uyarmıştık: Kuşkumuz; “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin” POSTMODERN GENEL VALİLİĞE DÖNÜŞME RİSKİ TAŞIMASIYDI!

Daha önce de uyarmıştık:  Kuşkumuz; “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin”  POSTMODERN GENEL VALİLİĞE DÖNÜŞME RİSKİ TAŞIMASIYDI!

Önce bir gerçeği vurgulayarak başlayalım. Türkiye'de parlamenter yönetimden Cumhurbaşkanlığı yönetimine geçilmesinin “sistem değişikliği” şeklinde sunulması ve öyle sanılması temelinden yanlıştır, yanıltıcıdır; halkımıza kof umutlar aşılayıcı bir yaklaşımdır. Maalesef; Millî Gazete de aynı gaflete kapılmış ve böyle manşet atmıştı. Oysa Türkiye'deki bâtıl ve Batılı sistem; faiz ve adaletsiz vergi temelinden, zina serbestliğine, kumar ve bahis sektöründen, ABD, AB ve NATO güdümüne, hukuk düzeninden ahlâki disiplinsizliğe kadar, aynen korunmakta ve yürürlükte bulunmaktadır. Değişen SİSTEM veya DÜZEN değil, sadece yöntem ve yönetme şekli olmaktadır. Bu hileli tavır; kendi sömürü düzenlerini ayakta tutmak için, halkı boş umutlar ve hoş kılıflarla avutmak üzere, malum odakların yeri geldikçe başvurdukları bir aldatmacadır. Bu olsa olsa, küresel sömürü sistemine entegre (eklemlenme ve bütünleşme) aşamasıdır. Zaten Sn. Erdoğan’ın ve yeni Bakanların, NATO zirvesine katılım hazırlıkları ise, küresel mahfillere görücüye çıkma ve beğenilerini kazanma heyecanını yansıtmaktaydı. Yani; aslında yabancı marka bir arabaya, yeni şoför makamı ve teknolojik imkânları, yeni koltuklar ve aksesuar takımları eklemek ve değiştirmek ile yeni araba yaptık iddiası ve heyecanı tam bir saflıktır ve safsatadır. En çok sevinilen ve övünülen “Genelkurmay'ın yetkilerini kaldırdık, vesayet rejimini sonlandırdık!..” havaları ise, şayet TSK’nın kolunun, bacağının budanmasına ve NATO'nun uyumlu ve güdümlü bir kanadı haline sokulmasına yarayacak sonuçlara yol açacaksa, bu da sistem değişikliği değil, devlet tahribi olacaktır. Yahu, gerçekten hayretler içindeyiz; aslında anayasal bir kurum olan YAŞ (Yüksek Askerî Şûra) ve Genelkurmay Başkanlığı’nın görev ve yetki alanları, bir KHK ile nasıl kaldırılırdı? Hem de bu boşluğu dolduracak hiçbir düzenleme yapılmadan bu kararlar nasıl alınırdı ve bu kafayla ülkemiz nereye kaydırılmaktaydı? Ve hele; AB’nin dayatmasıyla, Genelkurmay Başkanı’nı Milli Savunma Bakanı’na bağlama hesapları hangi sonuçları doğuracaktı? Ve umarız ki, Aziz milletimiz, duyarlı kesimlerimiz, ilgili ve yetkili birimlerimiz de bu tehlikenin farkındaydı, gerekli ve yeterli tedbirleri alacaklardı.

 

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ:

Yorum Yaz