Şubat 22 14:26

“DEİZM” SAPKINLIĞI VE DİNSİZLİK SAFSATALARI

“DEİZM” SAPKINLIĞI VE DİNSİZLİK SAFSATALARI

Deizm; “Her şeyi ve bütün âlemleri yaratan bir Allah vardır, ancak bir peygambere ve kutsal metinlere ihtiyaç bulunmamaktadır.” şeklindeki sapkın ve bâtıl bir düşünce akımıdır. Aslında bu akılsız ve dayanaksız yaklaşım, inkârcılığa ve başıboş = kuralsız ve yasaksız yaşamaya geçirilen sahte bir inanç kılıfıdır. Bazı Müslüman gruplar ve maalesef İmam Hatip okullarında da rastlanan: “Allah vardır ve birdir, Kur’an da Hak’tır ve yeterlidir. Bu nedenle peygamber ve sünnet gereksizdir.” safsataları da DEİZM’in yerli versiyonlarıdır. Daha da açıkçası DEİZM; her insanın kendi kendisinin Tanrısı olması ve aklın putlaştırılmasıdır. Bu şaşkın ve sapkın kimselere göre, “Allah kâinatı ve insanı yaratmış ve onları kendi haline bırakmıştır, artık herkes yolunu akılla bulmalıdır. Ayrıca peygamber gibi bir aracıya ve İlahi buyrukları barındıran kitaplara ihtiyaç kalmamıştır!”Oysa tarih boyunca insanlara Allah’ı tanıtan ve O’nun marziyatını=razı olduğu buyruklarını aktaran hep peygamberler olmuşlardır. Peygambersiz ve vahiysiz, sadece kendi akılları ve araştırmalarıyla Yüce Yaratıcıyı=Allah’ı bulan, ahlaki ve kurallı bir hayat yaşayan bir topluma hiç rastlanmamıştır. İslam’ın “Amentü”sündeki iman esaslarından:

“Allah’a inanmak; O’nun Meleklerine, O’nun Kitaplarına, O’nun Resullerine, Ahiret ve Hesap gününe, Kadere=Hayır ve Şerrin Allah’tan geldiğine ve öldükten sonra dirilip hesap vermeye, sonra layık olduğu Cennet veya Cehenneme girmeye inanmak…” şartlarının hepsi “Allah’a iman”ın vazgeçilmez gerekleri ve şubeleri konumundadır. Bu esaslardan birinin inkârı Allah’ı inkârdır. Oysa bu dünya bir imtihan meydanıdır, bu imtihanın programı Kur’an’dır, rehber hocası Hz. Peygamber Aleyhisselamdır.

Bakınız: (http://www.deism.com/deismturkish.htm) sitesinde, bizzat kendileri şu çağrıyı yapmaktadır.

“Deizm'in sana ve topluma sunacağı pek çok şey vardır. Deizm doğadaki tasarımlar-kanunlar ışığında akla ve mantığa dayalı bir Tanrı inancıdır. Her tasarımın bir tasarımcısı vardır. Bu sebeple Deizm doğal bir inançtır, sözde gökten inen inançlardan uzaktır. Deizm’in doğasında ve felsefesinde, sözde gökten indiğine inanılan İslam, Hristiyanlık ve Musevilik gibi dinlerin temsil ettiği korkutma ve hurafeler bulunmamaktadır. (Bu dinlere “sözde gökten inme” dinler deniliyor, çünkü onlar Tanrıdan bir vahiy alındığını iddia ediyor ve bu dinler çeşitli ve karışık kutsal kitaplara dayandırılıyor). Yeterli sayıda insan Deist olduğu zaman akıl ve mantık, korkuyu ve hurafeleri ortadan kaldıracak ve onun olumlu etkisi tamamıyla toplumların bir parçası olacaktır. İşte o zaman, sözde gökten inen dinlerin saçma sapan şiddet yanlısı olan hurafelerine inanan milyarlarca insan; sahip oldukları akılla, sonsuz kişisel ve toplumsal gelişme sağlayacak, Tanrı vergisi akıllarının etrafında birleşip huzura kavuşacaklardır.” İşte bu safsatalar DEİZM’in inkârcılığının ve özellikle İslam düşmanlığının açık bir itirafıdır. Bunlar Siyonizm’in bir tahribat programıdır.

“Deizm” tartışmaları ülkemizde güncelliğini koruyadursun, dünyada çok daha eskilere giden sapık bir inanç biçimi olmaktaydı. Türkiye’de deizmi gündeme taşıyan ve sinsice aşılamaya çalışan din adamlarının başında Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk vardı. Öztürk, 2015 yılında yayımlanan, 'Tanrı, Akıl ve Ahlaktan Başka Kutsal Tanımayan İnanç DEİZM' isimli kitabında deizme ilişkin akıldaki sorulara yanıt veriyor görüntüsüyle, bu safsataları bilimsel bir gerçek gibi sunmaya uğraşmıştı. Öztürk, aynı dönemde Aydınlık'ta yayımlanan yazılarıyla da deizmi savunmaktaydı. Deizmin Kur’an'da geçtiğini savunan Öztürk, "Deizm, ateizme ve en tehlikeli dinsizlik türü olan dinci dinsizliğe karşı çıkanların yoludur" demekten sakınmayan bir sahtekârdı.

İşte Yaşar Nuri Öztürk'ün 13 Nisan 2016'da Aydınlık'ta yayımlanan "Deizm niçin ve nasıl doğdu?" başlıklı yazısı:

“Kilisenin egemen olduğu Batı’da, Allah’a imanını korumak ama dinciliğin insan haysiyetiyle bağdaşmayan dayatmalarını yaşamak istemeyen insanlar, Yaratıcı’ya imanlarını tehlikeye atmamak için bir çıkış yolu aramışlar ve deizmi bulmuşlardır. Daha doğrusu, 313/925’te ölen Müslüman düşünür Ebu Bekr er-Râzî’nin keşfettiği bu yolu, öncüsünün adını vermeden yeniden sahneye koymuşlardır. Deizm, Allah’a imanda samimi olan, bu samimiyetin bir icabı olarak engizisyon zihniyetine savaş açan insanların yolu olmaktadır. Deizm, dinci riyakârlığa karşı bir sığınak gibi ortaya çıkmıştır. Eğer Allah’a imanda samimiyete bir anlam veriyorsak, gelecek zamanların başvurulan çıkış yolunun da deizm olacağı açıktır… Kilise ve papaz dayatmalarından bunalanlar tarafından ilk olarak 16. yüzyılda İngiltere’de kullanılan deizm tabir ve kavramı, meşhur olan tanımıyla, ‘Allah’a iman eden ama dinlere inanmayan’ bir felsefî mezhep konumundadır. ‘Cenab-ı Hak’kın vücut ve vahdaniyetine iman itikadı’ olarak da tanımlanır. Deist felsefenin temsilcileri içinde, Allah ile birlikte peygamberlere inananlar da vardır. Ve bu ikinciler deizm tarihinin en büyük ve anıt isimleri sayılmaktadır. Felsefe tarihinin dev ismi Immanuel Kant bunlardandır, Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunlardandır.”Oysa bu iddialar tamamen yanlıştır, safsatadır. Ve Atatürk’ü bile Deist gösterme sahtekârlığıdır.

İşte Yaşar Nuri Öztürk'ün 13 Nisan 2016'da Aydınlık'ta yayımlanan "Deizm niçin ve nasıl doğdu?" başlıklı yazısı:

Devamını okumak için tıklayınız.

 

Yorum Yaz