Kasım 22 11:49

EY AKP! HIYANETLE PARLATILDIN, HIYANETLE PARÇALANACAKSIN!

EY AKP! HIYANETLE PARLATILDIN, HIYANETLE PARÇALANACAKSIN!

AKP Kurucularından ve Eski Bakanlarından Ali Babacan; “Yola çıkış amaçlarından saptığı ve ülke geleceğini tehlikeye atan bir yöne kaydığı…” gerekçesiyle AKP’den istifa ettiğini ve “Yeni bir parti girişiminin acil ihtiyaç haline geldiğini…” açıklamıştı.

Daha önce bu girişiminden caydırmak için Ali Babacan hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlardı. Hazine eski çalışanı Ali Çevik, eski Bakan Ali Babacan hakkında “FETÖ'ye bilerek ve isteyerek yardım ettiği”gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusu yapmış, daha doğrusu yaptırılmıştı. Ali Çevik, Ali Babacan'a son dönemde Bakanlık teklifinde bulunulduğu ve yeni parti kuracağı haberleri karşısında rahatsızlık duyduğunu vurgulamıştı. Suç duyurusunda bulunan Çevik, Babacan'ın Bakanlık yaptığı dönemlerde; bürokratik atamalarda ve İzmir Askeri Casusluk Davası kumpası Hazine Müsteşarlığı'nda hayata geçirilmesinde, “FETÖ'ye bilerek ve isteyerek yardım ettiği” iddiasında bulunmuşlardı. Açıklamada, Ali Babacan'ın kendisine danışman olarak seçtiği hemen herkesin, FETÖ ile bağlantısı saptandığını ve bu kişilerin memuriyetten çıkarıldığı hatırlatılmıştı. Ne var ki şantaj kokan bu isnatlar tutmamış, Ali Babacan AKP’den istifa edip ayrılmıştı.

Erdoğan, Erbakan’a yaptıklarını aynen yaşayacaktı!

Evet, 2002'deki ‘Yenilikçi Hareket' hıyanet çıkışının aynısı 2019'da da yaşanmaya başlanmıştı. Hatırlanacağı gibi Milli Görüş, 2001'de AKP'nin kurulmasıyla parçalanmış, Tayyip Erdoğan, Erbakan'a bayrak açmıştı. O süreçte, Milli Görüş’ten kaytarmış AKP, ‘liberal' bir çizgiyi savunmaya başlamıştı. Şimdi ise 2019'da Babacan-Gül ikilisi ‘liberal' bir parti kuruyorlardı. Eh, etme bulma dünyasıydı…

Adalet ve Kalkınma Partisi aslında Siyonist odakların bir programıydı ve Abdullah Gül de onların adamıydı. Ancak Tayyip Erdoğan, karizması ve teşkilatçılığı nedeniyle vitrine daha çok yakışmıştı ve uluslararası kamuoyunun desteğini almıştı. “Bugün Ali Babacan-Abdullah Gül üzerinden başlayan yeni parti çalışmaları, aslında 2000'lere uzanan benzerlikleri içinde taşımaktaydı” diyenler haklıydı. Milli Görüş'ün lideri Rahmetli Necmettin Erbakan'a bayrak açan Erdoğan'dan, Erdoğan'a bayrak açan Babacan-Gül ikilisine ulaşan bu süreç İlahi adaletin bir intikam sırrıydı. Şimdi Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun; “kendilerini arkadan bıçakladığını!” söyleyen Sn. Erdoğan’a hatırlatmanın tam zamanıydı: Bayım, o hıyanet hançerini, önce siz ve şebekeniz Rahmetli Erbakan’a; O’nun en haklı ve hayırlı davasına karşı kullandınız ve bu kahramanlığınız(!) karşılığında iktidara taşındınız… Ne o, yoksa yaptığımız yanımıza kâr mı kalır sandınız?..

Bülent Arınç’ların Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kuruluna ve aylık 18 bin liraya atanmaları da pek işe yaramamıştı. AKP'nin 3 parça olmasını engellemek için Recep T. Erdoğan partinin kurucu siyasetçilerine yüksek(!) görevler uyarlaması da tutmamıştı. Bakanlık ve Başbakanlık yapan Prof. Ahmet Davutoğlu ile Ekonomi ve Dışişleri Bakanlıkları yapan Ali Babacan iki ayrı parti kurmak için gün sayıyorlardı. Bu arada iki ayrı parti yerine tek bir parti çatısı altında olmak için Davutoğlu, Babacan'a önemli bir çağrı yapmıştı. "Tek parti" başlıklı Davutoğlu çağrısının iki ayağı vardı: Birincisi, “Ali Babacan, gel sen Genel Başkan ol, ben Genel Başkan Vekili olarak yardımcın olayım...” İkincisi, “Ben Genel Başkan olayım, gel sen Genel Başkan Vekili olarak yardımcım ol…” Davutoğlu'nun bu çağrısını bakalım Ali Babacan nasıl yanıtlayacaktı? Aslında gerek Davutoğlu gerekse Babacan 17 yıllık AKP'nin ve Erdoğan'ın hatalarını, eksiklerini ve yanlışlarını çok iyi biliyorlardı. Babacan ve Davutoğlu'nun partileşme sürecindeki bazı temel hedeflerinin ne kadar benzer olduğu da ortaya çıkmıştı. Güya ikisi de "tek adam rejimine" karşıydı.

Davutoğlu, “Ya kuvvetler ayrımının en güçlü örneği Amerikanvari tam Başkanlık sistemi, ya da kuvvetler ayrımının net çizgiler ile ayrılmasını sağlayacak güçlendirilmiş parlamenter rejim” taraftarıydı.

Babacan ise komple yenilenecek yeni bir anayasa ile "güçlendirilmiş parlamenter rejim" diyerek tam Başkanlık Sistemine karşı çıkmaktaydı.”[1]

Bu arada her fırsatta “doğruluk ve dobralık(!)” rolü oynayan Bay Bülent Arınç’a da bir hatırlatmamız olacaktı… Kendinizi 18 bin lira aylıkla danışman kadrosuna kapatmanız, gerçek ayarınızı ve amacınızı bir kez daha ispatladı. Bu konuda sizi eleştirenlere “edepsiz ve erdemsiz” ifadelerle saldırmanız da boyanızın dökülüp foyanızın ortaya çıkmasından kaynaklı bir hırs ve hırçınlıktı. MHP’nin hesaplı ve hasatlı desteği de artık sizi kurtaramayacaktı. Erbakan’a ve Milli Görüş davasına yaptığınız hıyanetleri Cenab-ı Hak tek tek kusturacaktı!..

Davutoğlu: “Devlet yapısı ile aile yapısı ayrılmalı!” diyerek Erdoğan’ı uyarmıştı.

Yeni parti kuracağı iddia edilen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP'ye yönelik eleştirilerini yoğunlaştırmıştı. Davutoğlu: “Devlet işleriyle aile yapısı kesinlikle ayrılmalıdır. Birinci dereceden akraba olmamalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

“Neyle tehdit ederseniz edin, bu çözülüşü durduramazsınız!” çıkışı…

Davutoğlu; AKP’ye yönelik eleştirilerini sıralarken, AKP’de ciddi savrulmalar yaşandığını ve cesaretle meselelerin tartışılması gerektiğini ifade etmiş ve “Bugün susma vakti değildir. Kapalı kapılar ardında konuştuğumuz gerçekleri, kapı önlerinde susma vakti değildir. Ne yanlış yaptık ki bugün bu noktadayız? Yoksa şu veya bu kişinin bir partiden ayrılmasıyla o parti bölünmez. Tabanda büyük kitleler kopmaya başladıysa insanları neyle tehdit ederseniz edin, o çözülüşü durduramazsınız” tespitinde bulunmuştu.

Davutoğlu; “13 bin oyla kaybettiğimiz bir seçimin yenilenmesini 800 bin oyla kaybetmişsek bunun sorumlusu iktidarı devretmiş bir Başbakan değil, siyasi hayatta ciddi savrulmalar yaşayanlardır” açıklamasında bulunarak şunları aktarmıştı. “Hiçbir mevki beklentimiz olamaz: Bakınız partiler ve siyasi hareketler tavanda bölünmüşse ciddi bir sıkıntı değildir. Bizim hareketimizde de 2 kez bölünme oldu ama eğer tabanda bir kayma varsa işte tehlike olan odur. Yüzde 15’lik kitle bir başka yere doğru gitmişse kimse bunu engelleyemez.”

Cumhurbaşkanına düşüncelerimi 5 kez ilettim;

Davutoğlu konuşmasının son bölümünde şunları vurgulamıştı: “Devlet mimarisi kişilere, siyasi parti görüşlerine göre inşa edilmez. Çarpık parlamenter sistemden çarpık bir sisteme Cumhurbaşkanlığı sistemi altında geçildi. Cumhurbaşkanı’na düşüncelerimi 5 kez ilettim; bizim hesabımız doğru olanı söylemek. Neyi yanlış görüyorsam söyleyeceğim. Cumhurbaşkanı makamıyla Genel Başkanlık makamının birleştirilmesi hem Cumhurbaşkanlığına hem de AKP’nin kurumsallaşmasına zarar vermiştir. Devlet işleriyle aile yapısı kesinlikle ayrılmalıdır. Birinci dereceden akraba olmamalıdır.”

Devamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz