Kasım 20 09:10

GAZANIZ MÜBAREK; ZAFERİNİZ MUHTEŞEM OLSUN!

GAZANIZ MÜBAREK; ZAFERİNİZ MUHTEŞEM OLSUN!

Barış Pınarı Harekâtı’na katılmak üzere yola çıkan Mehmetçiklerin "Düğüne gidiyoruz!" sözleri, sosyal medyada paylaşım rekoru kırmıştı!

9 Ekim 2019 tarihinde; Türkiye'nin Güvenli Bölge oluşturmak amacıyla Fırat'ın doğusuna yönelik haklı ve kararlı harekâtı Resulayn'daki YPG hedeflerinin vurulmasıyla başlamıştı. Türk askeri ve Suriye Milli Ordusu Fırat'ın doğusuna kara harekâtı başlatmıştı. Askeri kaynaklar Resulayn ve Tel Abyad'da 4 koldan giriş yapıldığını açıklamıştı. Millî Savunma Bakanlığı 181 hedefin ateş altına alındığını bildirmiş, F-16'lar 30 kilometre derindeki terör hedeflerini vurup dağıtmıştı. “Barış Pınarı” adı verilen harekâtın başladığını Cumhurbaşkanı Erdoğan Twitter'dan duyurmuşlardı.

"Düğüne gidiyoruz!" rahatlığı!

Fırat'ın doğusunda başlayan "Barış Pınarı Harekâtı"na, Kur’an’dan Fetih Suresi okuyarak giden askerler dikkat çeken bir açıklama yapmışlardı. İmanlı ve kahraman askerlerimizin, "Düğüne gidiyoruz. Allah'ın izniyle düşmanların hepsini yok edeceğiz. Halkımızın duası olsun yeter!" ifadeleri, ahirete inanan ve şahadete koşan kahramanlarımızın ruh mayasını yansıtmaktaydı.

ABD ve İsrail'i yöneten Siyonist merkezlerin:

• CIA ve MOSSAD ajanlarının güdümündeki IŞİD-DEAŞ militanlarını ve Suriye Irak sınırına yakın bölgelerde kamplarda ve cezaevi ortamında tuttukları, toplam sayıları aileleri ile birlikte 100 bine ulaşan sözde şeriatçı takımını askerimize karşı kışkırtmaları ve bütün suçu ve sorumluluğu da Türkiye'nin sırtına yıkmaları…

• Suriye'nin Rakka ve Deyrizor gibi petrol yatakları bölgelerine yığılan ve tırlar dolusu son sistem silahlarla donatılan, ayrıca pilotluk ve teknoloji kullanımı dahil her türlü eğitim imkânı sunulan PYD-PKK eşkıyalarına hazırlanan özerk bölgelere fiili ve resmi bir statü kazandırmaları ve Suriye'yi parçalama planlarına bu harekâtla meşruiyet sağlamaları…

• Böylesine, tamamen haksız ve dayanaksız ithamlarla Türkiye'yi işgalci gösterme ve aleyhinde propaganda yürütme çabalarının hızlandırılması…

• IŞİD militanlarını ve PYD eşkıyalarını sivil halkın arasına katıp askerimize saldırtarak, mecburi nefsi müdafaa kapsamındaki eylemleri bahane ederek “Türkiye, Suriye'de sivilleri katlediyor!” yalanıyla aleyhimize dünya kamuoyunda kampanyalar başlatmaları ve Haçlı Batı güdümünde ortak cephe açmaları gibi kuşkularımızla beraber, Kahraman TSK’mızın başlattığı “Barış Pınarı Harekâtı”nı haklı buluyoruz, canı gönülden destekliyoruz ve dualar ediyoruz. Bu şuurlu ve onurlu manzarayı görünce; Genelkurmay Başkanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nı hem de aynı günde ve aynı kanun maddesiyle oluşturan Aziz Atatürk'ün milli hedeflerini daha iyi anlıyoruz.

Türkiye'nin "Barış Pınarı Harekâtı" sonrasında, ABD Başkanı Donald Trump'tan gelen çelişkili açıklamalar kafa karıştırmaktaydı. Trump; Suriye'de PKK ile birlikte çalıştıklarını açık bir şekilde itiraftan sakınmamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da yaptığı açıklamalarda, ilk kez YPG için doğrudan PKK ifadesini kullanarak, "Barack Obama döneminde olduğu gibi Türkiye'nin ölümcül düşmanı olan PKK ile ortaklık yaptığınız zaman, bu son derece zor bir durum olur. Onlar uzun yıllardır birbirinden nefret ediyorlar." itirafında bulunmuşlardı. Suriye ile ilgili kararının doğru olduğunu savunan Trump, “Artık bu sonu gelmez savaşı bitirmenin zamanı gelmişti” diyerek, ABD’nin Ortadoğu’daki varlığını da “en kötü hata” olarak vasıflandırmıştı.

“Türkiye ve PKK savaşının ortasından çıkmalıyız!”

“Türkiye bunu (ABD’nin bölgeden askerini çekmesini) bildiğiniz gibi uzun yıllardır istiyor. Onlar birbiriyle (Türkiye ve PKK) yıllardır savaşıyor. Biz bu savaşın ortasına bırakıldık. Bunun sadece 30 gün sürmesi gerekiyordu ama yıllardır oradayız. Şimdi taraflarla konuşarak oradan çıkma zamanı. Erdoğan’a ne hissettiğimizi söyledik ama her iki tarafla da konuşuyoruz.” diyen Trump, bu sözleriyle Türkiye ile PKK-PYD ve IŞİD üzerinden savaşacaklarını mı vurgulamıştı? Trump Türkiye’nin ekonomisine yönelik daha önceki tehditlerine ilişkin de “Bunu daha önce Rahip Brunson olayında yaptım. Erdoğan’ın orada (Suriye’nin kuzeydoğusunda) akıllıca davranacağına eminim, öyle umuyorum” çıkışları da tam bir küstahlıktı ve Erdoğan’a Rahip Brunson’ın bırakılmasıyla ilgili talimat verdiğini hatırlatmışlardı.

“Türkiye IŞİD’e göz kulak olacak!” iddiası

ABD’nin birçok IŞİD mensubunu da yakaladığına vurgu yapan Trump, “Kürtler bu IŞİD mensuplarına göz kulak oluyor, onlar olmazsa bundan sonra Türkiye göz kulak olacak. Türkiye de en az bizim kadar bunların dışarıda gezmesini istemiyor” ifadelerini kullanmış; ABD’nin elindeki IŞİD’lilerin birçoğunun Almanya, Fransa gibi Avrupa ülkelerinin vatandaşı olduğunu, ancak bu ülkelerin bu kişileri geri almak istemediğini belirterek, “Bu kişiler benim ülkemden oraya gitmedi. Onlara (Avrupa ülkelerine) büyük bir iyilik yaptım” görüşünü paylaşmıştı. Trump, ABD’nin bölgedeki varlığını da “bataklık” olarak yorumlayarak, “Şu anda orada başka ülkelerin yapmaları gereken işleri yaparak polislik faaliyeti gösteriyoruz. Rusya’nın, İran’ın, Irak’ın, Türkiye’nin, Suriye’nin yapması gerekenleri biz yapıyoruz. Bunu onlar yapmalı. Biz niye bunu 7 bin mil uzaktan yapalım ki?” ifadesini kullanarak, Türkiye’yi bir bataklığa soktuklarını anlatmaya çalışmıştı. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’in Türkiye’ye karşı yaptırım tehditlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Trump, şunları hatırlatmıştı: “Ben zaten Erdoğan’a gerekirse yaptırımlardan daha da öteye geçebileceğimi söyledim. Sanırım Lindsey burada (Suriye) 200 yıl daha durmak istiyor. Ama ben bu konuda hemfikir değilim. Erdoğan, Suriyelilerin geldikleri yere geri dönmelerini istiyor. Bunu nasıl yapacağına bakacağız. Bunu yumuşak bir şekilde yapabilir, daha sert bir şekilde yapabilir. Ama eğer adaletsizlik yaparsa büyük bir ekonomik bedel öder.” Oysa bu Evangelist Senatör Lindsey Graham, Sn. Erdoğan’ın BM için gittiği ABD dönüşü özel görüştüğü insandı!?

Kürtlere destek itirafı

Trump, Kürtlerin kendi toprakları için savaştığını belirterek, “Kürtler 2. Dünya Savaşı’nda bize yardım etmediler, Normandiya'da bize yardım etmediler. Kendi toprakları konusunda yardımcı oldular. Bu farklı bir şey. Kaldı ki Kürtlere inanılmaz derecede büyük miktarda silah ve mühimmat anlamında para harcadık.” itirafında bulunmuşlardı. Trump tüm bunlarla birlikte Kürtleri sevdiğini vurgulayarak, “Ancak orada farklı fraksiyonlar var. Mesela PKK var, farklı bir oluşum. Onlar bizimle çalıştılar. Zor bir grup ama bizimle çalıştılar. Onlar kendi toprakları için savaşıyorlar” diyerek, kirli niyetlerini ve gizli mahiyetlerini açığa vurmuşlardı.

ABD'nin teröristlere yardımı hızlanmıştı. YPG zorla militan toplamaya başlamıştı!

Terör örgütü YPG/PKK, işgalindeki bölgelerde üç günlük "seferberlik" çağrısı yapmıştı. Örgüt, zorla silâhaltına alma uygulamasını da hızlandırmıştı. YPG, Türkiye'nin Fırat Nehri'nin doğusuna başlattığı askeri harekât karşısında da sivil alanları kalkan olarak kullanmaktaydı. PYD sözcüsü olan ve bir zamanlar AKP iktidarınca devlet başkanı gibi Türkiye'de ağırlanan Salih Müslim ise “sözlerini tutmayan” ABD yönetimini eleştirmiş, fakat ABD ile iş birliğinin sürdüğünü vurgulamıştı! Suriye'nin kuzeyinde işgal ettiği bölgelerde üç günlük "seferberlik" ilan eden terör örgütü YPG/PKK, günde ortalama 20 genci zorla silahaltına almaktaydı. İşgalindeki bölgelerde üç gün boyunca "seferberlik" ilan ettiğini duyuran YPG/PKK, zorla silahaltına alma uygulamasını da hızlandırmıştı. Örgüt, Tel Abyad'ın yanı sıra Rakka, Resulayn ve Münbiç ilçeleriyle çevrelerinde ilk gün 130 genci zorla silahaltına almıştı.

Sivil yerleşimleri kalkan yapıyorlardı!

Terör örgütü YPG/PKK, Türkiye'nin Fırat nehrinin doğusuna başlatacağı askerî harekât karşısında sivil alanları kalkan yapmaya çalışıyorlardı. Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinin karşısındaki Suriye topraklarında yer alan Tel Abyad ilçesinde, merkez ve çevre köylerdeki silahlı noktalarda bulunan teröristler, yer değiştirerek ve siviller gibi giyinerek evlere yerleşmeye başlamıştı.

ABD, PYD’ye çok yönlü destek çıkmaktaydı!

Terör örgütü PYD sözcüsü Salih Müslim, işgalci ABD yönetimini sözlerini tutmadığı gerekçesiyle eleştirdi, fakat sınır hattı dışındaki alanlarda ABD ile iş birliğinin sürdüğünü vurgulamıştı. "Suriye'de ABD güçleri hâlâ var. DEAŞ hücrelerine karşı savaş sürüyor" diyen Müslim, "Deyrizor'da, Rakka'da vs. SDG (Suriye Demokratik Güçleri) ile beraber çalışıyorlar. Ama sınırdaki güçlerini çektiler. Amerikan askerlerinin diğer yerlerden çekilmesi gibi bir şey yok." açıklamasını yapmıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "ABD'nin Suriye'deki politikası tüm bölgeyi yakabilir” uyarısında bulunmuşlardı.

Lavrov, Kazakistan Dışişleri Bakanı Muhtar Tleuberdi ile görüşmesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, Suriye meselesiyle ilgili açıklamalar yapmıştı. Irak'taki Kürtlerin, ABD'nin Suriye'deki eylemlerinden endişeli olduğuna dikkati çeken Lavrov, "ABD'nin Suriye'deki politikası tüm bölgeyi yakabilir. Bundan ne pahasına olursa olsun kaçınılmalıdır" diyerek, ABD’nin Türkiye’ye alan açmasına da dolaylı olarak karşı çıkmıştı. Lavrov, "ABD'nin Suriye'deki faaliyetlerinin çelişkili olduğunu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK), Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliği konusunda kararlarını ihlal ettiğini" vurgulamıştı.

Ruhani: Türkiye'nin güney sınırlarıyla ilgili endişeleri haklı

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Türkiye’nin olası harekâtına ilişkin, "Türkiye hükümetinin güney sınırlarıyla ilgili endişeleri var ve endişelenmekte haklıdır. Türkiye'nin güvenlik endişeleri giderilmelidir. Bunun için doğru yol seçilmelidir." değerlendirmesini yapmıştı. Ankara'daki Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi'nde Türkiye'nin güneyi ve Suriye'nin kuzeyindeki sınırlarda güvenliğin Suriye ordusunun varlığıyla mümkün olduğunu söylediğini hatırlatan Ruhani, Amerikalıların bölgeden çekilmesi ve Esed rejiminin gelmesi için herkesin yardımcı olması gerektiğini hatırlatmıştı.

Trump’ın "Türkiye ekonomisini yok edeceğim!" küstahlığı!

Trump açıklamasında "Daha önce önemle belirttiğim gibi yine tekrar ediyorum: Eğer Türkiye eşsiz bilgeliğim içinde sınırları aşma olarak değerlendireceğim bir şey yaparsa, daha önce yaptığım gibi Türkiye ekonomisi mahvedip yok edeceğim. Türkiye’nin Avrupa ve diğer ortaklarımızla beraber olmasını bekliyorum." ifadelerini kullanmıştı.

ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin önde gelen Senatörü Lindsey Graham, Türkiye’nin Suriye’ye girmesi durumunda Kongre’den Türkiye’ye yönelik yaptırım kararı alacaklarını ve NATO üyeliğinin askıya alınması çağrısı yapacaklarını açıklamıştı!

ABD Başkanı Donald Trump’ın partisinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna girmesi durumunda Demokratlarla ortak bir yaptırım tasarısını hazırlayacaklarını ve Türkiye’nin NATO üyeliğinin askıya alınmasını sağlayacaklarını” duyurmuşlardı. Senatör Graham, Twitter hesabından şu açıklamayı yapmıştı: "Demokrat Senatör Chris Van Hollen ile şimdi Suriye’deki durum hakkında konuştum. Suriye’ye girmesi halinde Türkiye’ye iki parti olarak yaptırımları getireceğiz ve DEAŞ'ın yıkılmasında ABD’ye yardım eden Kürt güçlerine (PKK/YPG) saldırmaları durumunda da Türkiye'nin NATO üyeliğinin askıya alınması çağrısı yapacağız."

Devamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz