Eylül 16 19:34

HAYALLERİMİZ; İNANCIMIZ VE AMAÇLARIMIZ NİSPETİNDEDİR![1]

HAYALLERİMİZ;  İNANCIMIZ VE AMAÇLARIMIZ NİSPETİNDEDİR![1]

Evet, her insanın hayalleri, onun hedefleri ve idealleri oranındadır. İdealleri ise, kişinin imanı ve ümitleri kadar olacaktır. Çünkü olumlu ve onurlu hayaller kurmak; inancımızı hayatımıza hâkim kılmak ve kutlu amaçlarımıza ulaşmak için, zihnimizde ve kalbimizde kurguladığımız tasarımlardır. Mutlu ve umutlu hedefleri olmayanların, haliyle hayalleri de kuruyacaktır. Hayalleri ve hedefleri olmayanların projeleri, projeleri olmayanların da ciddi, sistemli ve sürekli girişim ve gayretleri olmayacaktır.

İnancın temeli; yaratılış amaçlarımızın ve sorumluluklarımızın farkında ve şuurunda olmaktır.

Cenab-ı Hakka sonsuz hamdü senalar olsun... Bugün “Yaratılış Gayemiz ve Mesuliyetlerimiz” konulu bir sohbet için Konyalı kardeşlerimle bizi tekrar buluşturan Cenab-ı Hakka sonsuz şükürler ederek başlıyorum. Bu hayırlı hizmetlerin yapılmasında çok önemli katkıları ve gayretleri olan Konya Milli Çözüm Ekibi’ni de huzurlarınızda kutluyorum ve Allah razı olsun diyorum. Ve siz çok değerli dostlar; lütfettiniz, zahmet ettiniz, teşrif ettiniz, bizleri sevindirdiniz. Sizlere de saygılarımı sunuyorum.

Niçin bu toplantıları yapıyoruz? Niçin bir kısım gayretlere, hizmetlere katılıyoruz ve sorumluluk alıyoruz? El cevap: Niçin yaratıldığımızın farkında olduğumuz için bunları yapıyoruz. Peki, niye yaratıldık? Akıl ve ilim, iman etmeyi gerektirir. Akıllı ve vicdanlı bir insan; basit bir kalemin, basit bir elektronik aletin bile kendiliğinden, tesadüfen ve rastgele olamayacağını bilir. Peki, atom zerrelerinden galaksilere kadar şu muhteşem kâinattaki, insan aklını hayran bırakan bu harika yaratılışların bir sahibi olması gerekmez mi? Elbette ve mutlaka vardır, O da Allah’tır.

O halde, Allah bu âlemi niye yarattı? Bir Hadis-i Kutsi’de bunun cevabı veriliyor ve Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ben gizli bir hazine idim, mahlûkatı yarattım ki bilineyim!” Aziz Erbakan Hocamız bu konuyu açıklarken verdikleri bir örnek vardı. Konya’nın 30-40 km dışında, ıssız, ot bitmez, çorak bir bölgesinde yüzlerce dönüm, dededen babadan kalan bir arazin olsa. Yol geçmiyor, şu anda imara açılmamış, açılması da çok uzak bir ihtimal görülüyor... Burayı bedava versen belki kimse almaz, gidip oturmaz. Ama bilinse ki oranın altında, Türkiye’ye değil, bütün bölgemize yıllarca yetecek bir petrol yatağı var; veya çok büyük miktarda bir altın rezervi bulunuyor. Artık orayı ucuza satar mısın? O kadar kıymet kazanır. Evet, bilinmemek, gizli kalmak bir noksanlıktır; Cenab-ı Hak ise bütün noksan sıfatlardan münezzeh olandır. Öyleyse Mevcudiyetini, Kudretini, Rahmetini, sanat eserlerini ve hikmetini gösterip, tanıtmak için âlemleri yarattı. Bu O’nun Kemâl sıfatının gereğidir.

Ancak, bu yaratılanlara bakıp da Yaratanı tanıyacak akıl ve şuur sahibi biri lazımdı. Keçiler, çiçekler, böcekler… Her şey bir hikmete hizmet ediyor. “Hiçbir şey yoktur ki canlı cansız, Allah’ı tesbih etmesin, tahmid etmesin, yaratılış gayesini, görevini yerine getirmesin” ayetinde vurgulandığı gibi herkes görevini de, gayesini de biliyor, hikmetini de biliyor; ona göre davranıyor. Ama ne keçilerin, ne çiçeklerin, ne de böceklerin bu yaratılanlara bakıp Yaratanı tanıyacak bir kabiliyetleri bulunuyor. Böyle bir yetenekleri yok. Çünkü akıl yok, şuur yok. Bu yaratılanlara bakıp Yaratanını tanıyacak, O’nu arayacak, O’nu arama ve O’na ulaşma arzusu taşıyacak birine ihtiyaç vardı. İşte Cenab-ı Hak, bu maksatla insanı yarattı. İnsanı yeryüzünde Kendine halife olabilecek imkânlarla, fırsatlarla donattı.

 

 

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ:

 

Yorum Yaz

seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri sex hikayeleri sex hikayeleri gay hikayeleri lezbiyen hikayeleri porno hikayeleri porno izle porno izle porno izle konya escort konya escort konya escort konya escort bursa escort
bursa escort bursa escort konya escort