Kasım 14 13:09

“ILIMLI İHVAN” TEORİSİ; ERDOĞAN VE MURSİ BENZERLİĞİ!

“ILIMLI İHVAN” TEORİSİ; ERDOĞAN VE MURSİ BENZERLİĞİ!

Rahmetli Muhammed Mursi, Siyonist ve emperyalist güçlerin ve işbirlikçi zalimlerin hıyanetleri ve uzun süreli işkenceleri sonucu, inşaallah bütün hatalarından arınmış olarak Rahmeti Rahmana ulaşmışlardır. Kendilerine afvu mağfiret ve cennet, tüm İslam alemine sabru selamet diliyoruz. Rahmetli Mursi’nin uğradığı ağır haksızlık sonucu acı vefatı dolayısıyla, 7 sene kadar önce Milli Çözüm Dergisi 2013 Şubat sayısında yer alan Osman Eraydın’ın yazısını yeniden yayınlıyoruz.

      

“ILIMLI İHVAN” TEORİSİ;

ERDOĞAN VE MURSİ BENZERLİĞİ!

      

Artık, “Milli Görüş düşüncesini” tehlike olmaktan tamamen çıkardıklarını sanan malum merkezlerce; kendisine Erbakan’ın hatırasını istismar etme, AKP bünyesinde eritip tarihe gömme izni ve görevi verilen Sn. Başbakan, Şeb-i Arus törenleri için gittiği Konya’daki bir açılış konuşmasında:

“Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın şehri olan Konya’ya hizmet etmek, bizim için bir vefa borcu ve şeref vesilesidir”

Şeklinde riyakârlık yapıyordu. Oysa kendisi de AKP’liler de ABD de İsrail de aldanıyordu. Çünkü Milli Görüş; Hak-Bâtıl mücadelesinde Hz. Adem’den kıyamete kadar sürecek olan ve Hz. Muhammed Aleyhisselam tarafından Deccalizmin (Yahudi Siyonizm’inin ve emperyalizmin) yıkılacağı müjde buyrulan kutlu bir hakikatin tezahür ve temsilcisi oluyordu.

Meşhur Taberi Tarihi c3, sh 129’da, müşriklerin ve şeytanilerin barbarlık ve baskıları sonucu Mükerrem Mekke’den, Münevver Medine’ye hicrete mecbur bırakılan Hz. Peygamber Efendimizin (S.A.V), Yesrib sokaklarında, şu anlamdaki şiir ve şarkılarla karşılandığı kaydediliyordu:

“Esselam, ey Hadi’yi Hak, Mehdi-i Ahir Zaman

Mihr-i Alem-tab; subh-i madalet, ey Necmi Hüda!

Esselam, ey Şah-ı Eyvan-ı Risalet, esselam

Merhaba ey, mülteca-i Din-ü Devlet, merhaba!”

Yani;

“Selam ve saygı Sana, Ey Hak’kın rehberi ve ahir zaman Mehdisi!

Âlemi aydınlatan güneş, ey Adil Düzen sabahı, ey hidayet Necmi’si!

Selam ve saygı Sana, ey Peygamberlik köşkünün Şahı, Nebiler Nebisi!

Hoş geldin, ey Din ve Devlet işlerinde prensiplerine sığınılıp başvurulacak kutlu kişi ve mahlûkatın en şereflisi!” diye övülüyor ve İsrail’in yıkılacağı İslam’ın hâkimiyet bayramı haber veriliyordu!..

Şii mezhebini, Sünni İslam düşüncesine karşı kahramanlaştırıp, koz olarak kullanmak üzere İran Devrimine önce gizli destek sağlayan ama sonra kontrol etmekte zorlanan ve pişmanlık yaşayan ABD ve onun derin devleti Yahudi Lobileri; ardından Humeyni rejiminin başarısız olması için elinden gelen her şeyi yapmıştı. Çünkü Siyonist ve emperyalist güçlerin amacı: “Batı’ya (Amerika ve Avrupa’ya) rağmen, hiçbir İslami hareketin ve hükümetin asla başarılı olamayacağı ve adil bir dünya düzeni kuramayacağı” kanaatini yaygınlaştırmak ve Müslümanları yılgınlaştırıp-ılımlılaştırıp kendilerine mahkûm bırakmaktı. Türkiye’de Milli Görüş hamlelerini boşa çıkarmak ve Erbakan’ı umut olmaktan uzaklaştırmak üzere, istemeden de olsa Refah-Yol iktidarına izin veren ABD, Onu iktidara geldiğine, halkı da oy verdiğine bin pişman ve perişan edeceğini hesaplamış, ancak Hoca’nın tarihi başarıları ve atılımları karşısında 28 Şubat’ı tezgâhlamaya mecbur kalmıştı.

Şimdi Mısır’da, İhvanı Müslimin’in ve Muhammed Mursi’nin şahsında İslam’ı başarısız kılmak ve umut olmaktan çıkarmak üzere, çok önceden planlayıp aldığı tedbirleri bir bir devreye sokan ve muhalifleri kışkırtıp sokaklara salan ABD, kendi kavminin Hz. Musa’ya söylediği:

“Sen bize gelmeden önce de (Firavunların türlü zulümlerine maruz kaldık), şimdi (sen geldikten) sonra da (hâlâ kurtulup huzura kavuşamadık ve nice) eziyet ve sıkıntılara uğratıldık.” (A’raf: 129) kanaatini yerleştirip, halkı ılımlı İslam’a ve zalim güçlerle uyuşmaya hazırlamaktaydı.

ABD’nin ve onun derin devleti Yahudi Lobilerinin, BOP hedeflerine kılıf ve kolaylık olsun diye destekledikleri Arap Baharı sonrası, Mısır’da iktidara taşıdıkları “ılımlı İhvanı” ve Muhammed Mursi’yi kendi haline bırakmayacakları açıktı. Hatta daha Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Mursi’nin rakibi olan Mısır eski başbakanına da %50’ye yakın oy verilmiş ve ABD bunu Mursi’yi “evcilleştirmek” ve hizaya getirmek için kullanmış, hatta gerekirse rakibini Cumhurbaşkanı ilan edeceklerini söyledikleri ve bu nedenle seçim sonuçlarını bir süre beklettikleri kulislere yansımıştı. Üstelik Küresel Çete’nin, muhalefetini de önceden ayarlamadan hiçbir iktidara yol vermedikleri bilinip durmaktaydı. Zaten malum kesimlerin güdümündeki Güney California üniversitesinde, 1982-1986 yılları arasında 4 yıl doktora çalışması yapan ve Asst. Profesörlüğe atanan; hatta bir ara NASA'da bile görev alan Mursi gibi şahsiyetlerin iyi niyetini ve Dini gayretini istismar edip kullanan ve Müslüman Halkları bu kılıfla avutup oyalayan odakların sinsi ve şeytani planlarından habersiz mü'minler, bu tuzağa maalesef kolayca kapılmaktaydı. Bizdeki Fetullahçılık ve AKP gibi, Mısır’da da İhvanı Müslimin’i ılımlılaştırma ve avuçlarına alma girişimleri çok önceden başlatılmış, hatta Rahmetli Hasan El Benna’nın torunu ve Ezher Mezunu Tarık Ramazan gibi birçok ilim ve fikir adamını, önce hırpalayıp Mısır’dan kaçırtmış, ardından sözde sahip çıkıp Oxford Üniversitesine Hoca olarak atamış ve Siyonist Time Dergisi’nce 2000 yılında “21. Yüzyılın örnek Din adamları”listesine alınmışlardı.

Siyonistlerin, Türkiye’de Milli Görüş dönmesi AKP’yi, Mısır’da İhvanı Müslümin’i iktidara getirme tavizine mecbur kalmaları elbette önemli bir aşamaydı. Ama bunları “bağımsız başarılar ve tarihi atılımlar” olarak değerlendirmek yanlıştı ve toplumu avutup oyalamaktı. Mısır’daki afişlerde Muhammed Mursi’nin “Mısır’ın Recep Erdoğan’ı” diye tanıtılması aslında her şeyi anlatmaktaydı.

ABD ve İsrail aleyhine olacak muhtemel girişimlerini engelleyecek “emniyet tedbirleri”alındıktan sonra ve güya demokratik seçimler yoluyla iktidara taşınan Erdoğan ve Mursi gibilere, inandırıcı olsunlar ve rollerini rahat oynasınlar diye, gerekirse İsrail ve ABD aleyhine atıp tutmalarına da izin, hatta emir verilir ve Batı medyasında “bunların İslamcılığı ve potansiyel tehlike barındırdığı” konuşulup yazılırdı. Bu taktikler, hem Müslüman halkları bu işbirlikçi takımına daha çok bağlar, hem de yularlarını elinde tutan odaklara “gütme kolaylığı”sağlardı. Mısır’da yaşanan “Mursi karşıtı muhalefet isyanını” da bu bağlamda okumak lazımdı. Yani BOP kapsamındaki Arap Baharıyla Mursi’yi ve ılımlılaştırılmış İhvanı Müslümin’i iktidara taşıyanlarla, Mısır’ın laik kesimini ve eski dikta yönetim döküntülerini şimdi sokaklara salıp kışkırtanlar, aynı Siyonist-Küresel odaklardı.

Bilindiği gibi, kendi yetkilerini artıran ve İslami söylemleri öne çıkaran Mursi’ye yönelik kızıştırılan protestolar sonucu, maalesef geri adım atmak zorunda bırakılmış, hatta Sn. Recep T. Erdoğan’ın telefon tavsiyelerinin bu kararda önemli rol oynadığı yazılmıştı.

“İslam; Şeriat kurallarının, yasamanın üst kaynağı” olduğu hükmü Hüsnü Mübarek zamanında ve 2007 yılında Anayasaya yazılmıştı!?

Mursi'den önce, birçok Arap ülkesinde olduğu gibi Mısır'ın da 2007 tarihli anayasasında (madde 2): “'Devletin dininin İslam olduğu' şöyle yer almıştı: 'İslam devletin dinidir, Arapça resmi dilidir, İslam hukukunun (şeriatın) ilkeleri yasamanın üst kaynağıdır'.”

Evet, Mübarek döneminde Mısır Anayasası böyle yazılmıştı, yönetimi de askeri diktaydı. Buna rağmen AB'nin bir baskısı olmadığı gibi, ABD de Mısır'ı destekliyor ve yardım ediyordu.

Devamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz