Haziran 03 18:01
AHMET AKGÜL :
  • Davası hakkın ve hayrın hâkimiyeti olanların, bütün sevdası ve maksadı; Allah'ın rızası ve insanlığın rahatı ve rafahıdır. Nefsü hevasını İlahlaştıran ve dünyaya tapınanların, aşk şiirleri safsatadır. Küçük heveslerle, büyük hedeflere varılamayacaktır. Amacı küçük olanların, aracının büyük olması da işe yaramayacaktır. Tuvalete beygirle, meyhaneye lüks ciple gideni kimse alkışlamayacaktır. "İnsan, inandığı hedefe varmak için arar ve arzular. İnanmak bunu gerektirir; inanan arayacak ve arzulayacaktır. Arayan, ulaştırıcı yollar tasavvur etmeye başlar; “Hangi yolla bu hedefe ulaşırım?” diye çırpınacaktır. İnanıyor ve arıyor ya bu sefer, “Hangi yolla bu hedefe ulaşırım?” diye bir kısım zihni tasarımlarla hayaller kuracaktır. Bu hayaller, ihtimal derecelerine göre zihni tasarımlara dönüşür ki, bütün muhteşem yapıların, büyük icatların altında bu hayal kurma vardır. Bu hayal olmasaydı, Mimar Sinan Selimiye’yi yapamazdı. Bu hayal kurmalar olmasaydı, büyük teknolojilerin alt yapısı hazırlanamazdı." Kulluk imtihanın temeli de şuna dayanıyor; Hak var, Bâtıl var; sen hangi saftasın? Hak Rahmanidir, batıl Şeytanidir. Sen önce bu imtihanı kazanmanın ilk şartı ve ilk adımı olarak; Hak’tan taraf mısın, bâtıldan taraf mısın, tavrını ortaya koymalısın! Eğer bâtıldan tarafsan, senin ibadet diye, hizmet diye yaptığın hiçbir şey senin işine yaramayacak, Allah muhafaza buyursun. Hak nedir? Her zaman, her yerde doğru olan, değişmeyen, Allah’ın Hz. Peygamberimiz eliyle bize öğrettiği, gönderdiği Kur’an-ı Kerim’deki hüküm ve hakikatler Hak’tır. Ona aykırı olan; nefsi, dünyevi, hayırsız, haksız olan… Bozuk ve yanlış olan her şey de bâtıldır." "Ahirete İman; Hayatımızın her anının ve her tavrımızın sürekli kaydedilip ona göre hesaba çekileceğimize ve amellerimizin karşılığını göreceğimize inanmak… Ahiret hayatını ve Allah’ın rızasını dünyamıza ve nefsi arzularımıza tercih ederek yaşamak demektir." İslam kristal bir şişe içindeki safi ve şafi ilaç gibidir. Akıllı ve insaflı doktor, o şişeden çıkardığı ilacı hastasına ölçüyle, tatlandırılmış şekilde ve tedricen verir. Ahmak kimse ise, hastasına o ilaç şişesini olduğu gibi ve hepsini zorla yutturmak için boşuna gayret gösterir... Ve tabii hastaların çoğu bu şişeyi yutamaz; yutanların da boğazına takılıverir. ♦ Sadece kendisini ve ailesini düşünenler ve “başkasından bana ne” diyenler, şeytanın taifesidir. Çünkü şeytan da benlik ve bencillik yüzünden lanete uğramıştır. ♦ Herkesin kıymeti gayreti kadardır; gayreti ise gayesi ve hedefi oranındadır. Hedefleri ve hayalleri kutsal ve kuşatıcı olanlar, büyük adamlardır. Gayesi ve gailesi (derdi) küçük olanlar da, ayarı düşük insanlardır. Kalbinde Allah korkusu ve hesap gününe kavuşma inancı olan kimseler, Allah’ın kendisine bolca ikram ettiği nimetlerden, Allah’ın muhtaç kullarına da ihsanda bulunmaktan ve herkesin insanca yaşayacağı şartları oluşturacak Adil bir Düzen kurmaktan, asla imtina etmeyeceklerdir. Gerçek mü’minler, bütün nimetleri emanet olarak görürler ve nimetin gerçek sahibinin istediği yerlerde tasarrufta bulunmaktan çekinmezler. Dünyada en çok gözetilecek kimseler ise, himayeye en çok muhtaç olan sahipsiz, kimsesiz, yetim ve muhtaç kimselerdir. Bunlar, Allah’ın insanlara taksim ettiği nimetlere ulaşmada birtakım mahrumiyetler içindedirler.