Ekim 26 15:12

Kur’an’a Göre İnanmış İnsanların Düşmanları AKILLI YAŞAMA VE STRATEJİ AHLÂKI

Kur’an’a Göre İnanmış İnsanların Düşmanları  AKILLI YAŞAMA VE STRATEJİ AHLÂKI

“Bir işe başladığınız zaman çektiğiniz Besmele’nin ihlâsı ne kadarsa; başarınız da o kadardır. Hak ve Adalet nizamının kurulması, hayır ve huzurun yaygınlaşması için çalışmamak; Bâtılın devamına ve zulüm saltanatına arka çıkmaktan farksızdır” diyen Erbakan Hoca’nın bu iki cümlelik sözü, iki cilt kitap dolduracak kadar önemli ve anlamlıdır. Çünkü “Bismillah”:

 

• Bu işe Allah’ın adıyla, O’nun rızasını arayarak başlıyorum.

 

• Bu işi, Allah’ın emir ve yasaklarına, ülkemin ve milletimin çıkarlarına uygun yapmam gerektiğini biliyorum.

 

• Her zaman ve mekânda ve her şart altında O’nun dinine ve insanlığın gereklerine göre davranacağıma ve esbaba tevessül ederek bütün gücümü kullanacağıma azmediyorum.

 

• Bu işimde ve her girişimde; başarı ve bereketi sadece Allah’ın nusret ve inayetinden bekliyorum, manasını taşımaktadır. İşte bu şuur ve huzurla ve kulluk-imtihan sorumluluğuyla başlanan bir iş, elbette hayırlara vesile olacak ve başarıya ulaşacaktır.

 

“İnsanların hayırlısı, başkalarına faydası dokunandır” mealindeki Hadis-i Şerif, dinine, diline ve kökenine bakmaksızın, bütün insanlığın hayrına çalışmayı, insanlara şefkat ve merhametle yaklaşmayı tavsiye buyurmaktadır.

 

“Zalimlerden başkasına düşmanlık yapılmayacaktır ve fitne kalmayıncaya (haksızlık ve ahlâksızlık düzenleri yıkılıncaya) kadar (zalimlerle) savaşılacaktır” (Bakara: 193) ve özellikle mensubu bulunduğu toplumun huzur ve refahı için çalışmak, onlara en büyük iyiliği yapmaktır. Bunun ilk şartı ise, insanları ezip sömüren ve onların temel haklarını gasp eden bâtıl sistemlerden ve zalim yönetimlerden toplumu kurtarmaktır. Faizci, rantiyeci ve kan emici düzenlere, onları yürüten dış güçlere ve işbirlikçilere taraf ve destek oldukları, yani halkın ezilmesine ve köleleşmesine katkı sağladıkları, maddi ve manevi tahribata göz yumdukları, ailevi ve ahlâki yozlaşmaya tepkisiz kaldıkları halde; ramazanda sadaka dağıtarak, göstermelik iftar sofraları açarak ve garip-gureba edebiyatı yaparak vicdanlarını bastırmaya çalışmak tam bir sahtekârlıktır. Müslüman duygulu ve duyarlı insandır, ama Fetullahvari duygusallık; yani yüz binlerce Müslümanın katline değil de, belgeselde öldürülen bir ceylana acımaklık, sadece istismarcılık ve şefkat avcılığıdır. İşte hem zalim ve kâfir dış odaklarla, hem onların işbirlikçisi münafık iktidarlarla uğraşmak ve başarıya ulaşmak için, sadece gayret, cesaret ve metanet yetmez; aynı zamanda feraset, siyaset ve dirayet de lazımdır.

 

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ:

Yorum Yaz