Aralık 01 05:15

ŞEYTANIN İÇİMİZDEKİ TEMSİLCİSİ VE HERKESİN GİZLİ YAHUDİSİ: NEFİS!

ŞEYTANIN İÇİMİZDEKİ TEMSİLCİSİ  VE  HERKESİN GİZLİ YAHUDİSİ: NEFİS!

Yüce Mevlâ, insanı hem toplum halinde ve sosyal bir düzen içinde yaşayacak ve birbirlerinin marifet ve meziyetlerinden yararlanacak bir fıtratta yaratmış; hem de kişilik haklarını ve şahsi hayatını özgürce koruyup kullanacak bir istidatla donatmıştır. İşte bireylerin kendi benliğini ve başkalarından fark edici özellik ve hürriyetini temsil eden ve onu mesuliyet altına iten özgün şahsiyetine NEFİS tabir olunmaktadır. Bu NEFİS’lerimiz hem özgürlük ve özgüven kaynağımız, hem de imtihan aracımızdır. Nefsinin keyfi ve zalim arzularına kapılanlar hayvanlık hatta şeytanlık derecesine yuvarlanacak, onu disiplinize edip dizginleyen ve sürekli eğitip hayra hizmet ettirenler ise olgun ve onurlu insan mertebesine yükselmiş olacaktır. Gerçek özgürlük; nefsi bağımlılıklardan, dünyevi tutkulardan ve ideolojik saplantılarından kurtulmuş olmaktır. Hayvani ve şehvani duyguların kölesi ve basit korkuların ve arzuların esiri olanlar; insani hürriyet ve haysiyetin tadına asla varamayacak, bunlara tüm demokratik imkânların ve temel insan haklarının sunulması da hiçbir işe yaramayacaktır. Bu gerçek özgürlük ve olgunluğa ulaşanlar, şuurlu ve uyanık insanlardır. Böylesi uyanık ve aydınlık bir insan, uykudaki bir alay kalabalığı uyandırmaya yeterli olacaktır. Bizim referans kaynağımız, inancımız ve vicdanımız olursa, aklımız asla şaşmayacaktır. İster tabanca mermisi, ister top güllesi, ister atom füzesi kullansın ve isterse tebliğ makalesi yazsın; insan hedefini doğru saptamadıktan, iyi nişan almadıktan ve namluya doğru mermi koymadıktan sonra, sürekli karavana sıkacak ve boşuna çırpınacaktır.

 

Nefsin mertebeleri vardır:

 

Emmâre Nefis: Hep kötülükleri emreden ve küfre sürükleyen nefis!

 

Bu nefse sahip olanlar, birazcık nimet veya zahmet için hırs ve öfkelerini yenemediklerinden, herkese saldırabilen, hatta katledebilen insanlardır. Şeytan, kendilerinin dostu ve yöneticisi olmuş, şehvet ve enaniyetle doldurmuş, şüphe ve kuruntu ile onları azgınlaştırmıştır. Hırsızlık, iftira, yalancılık, içki, kumar, zina, cinsi sapkınlık ve dedikoduya dalmışlardır. İmanları lafta kaldığından, zerre kadar Allah'tan korkmazlar. Dünyanın geçici metaını ve nefsi arzularını tanrılaştırmışlardır. Bunlar sürekli kâfirlerin, zalimlerin ve hainlerin safında yer almaktadır.

 

Levvâme Nefis: Kötü yönlerini gören ve eksiklikleri ile yüzleşen nefis!

 

Kendini kınayan, ayıplayan, haksızlık ve ahlâksızlığından rahatsızlık duyan nefis demektir. Gaflet uykusundan uyanarak gerçekleri fark eden, işlediği günahlardan dolayı pişmanlık duyan ve tövbe etmeye başlayan nefsin durumudur. Emmâre Nefis'teki kötü ve küfür sıfatlar, Levvâme Nefis'te de mevcuttur, ama bu kötü halinin farkındadır ve kurtulma arzusu uyanmıştır. Bazen ruhi ve melekî kuvvetleri hissederek Yüce Yaratıcısına sığınıp ibadet eder ve böylece doğru yola girer, bazen de Emmâre Nefis'in etkisinde kalarak isyan eder, günah işler. Sonunda da pişmanlık duyarak tövbe eder. Yani bir bocalama dönemindedir. Hâlâ küfür ve kötülük ehlinin yanındadır, ama iyilere de hak verilmekte ve özenti duyulmaktadır.

 

Mülhime Nefis: İyilik ve istikamete yönlendirilen nefis!

 

“İlham alan nefis” anlamına gelir. İlham ise Allah tarafından kalbe gelen mana, sezgi, doğuş demektir. Hikmet ehline göre Mülhime Nefis'in sıfatları; ilim, doğruluk, tevazu, gayret, cömertlik, sabır ve şükür'dür. Bu sıfatları her kim kazanmış ise, Mülhime Nefis basamağına yükselir. Manevi ikram, ihsan ve yardıma mazhar olarak ilham almaya başlar. Bakara 216: "... Allah bilir, siz bilmezsiniz..." ayetinin de belirttiği gibi neyin iyi neyin kötü, neyin iman neyin küfür, neyin nankörlük neyin şükür olduğunu, Cenab-ı Hak kullarına ilham ile hissettirmektedir. Yüce Yaratıcı, nefsin iyiliğe yönelmesinden sonra ilhamı da melekleri vasıtasıyla yapmaktadır. Fussilet 30-31: "Muhakkak ki (Rabbimiz Allah'tır) deyip, sonra doğrulukta devam edenler üzerine melekler sürekli inerek şöyle derler: Korkmayın, üzülmeyin de size va’ad olunan cennete sevinin. Biz sizin hem dünyada ve hem de ahirette dostlarınızız..." Böylece kulun, ilham almak suretiyle imanı ve ilmi yavaş yavaş artar ve iyi özellik ve sıfatlarla donanmaya başlar. Artık iyilerin ve iman ehlinin tarafında saf tutmaktadır.

 

Mutmaînne Nefis: Mü’min, müstakim ve tatmin olan nefis!

 

İçi rahata ve kesin kanaate varmış, şüpheleri kalmamış, hakikati anlayarak tatmine ulaşmış nefis demektir. Yüce Yaratıcısından aldığı ilhamlar neticesi İlahi ışıkla aydınlanmış; Emmâre Nefis'in sıfatları olan şirk, zulüm, küfür, yalancılık, şehvetperestlik, dünyayı ve tağutları tanrı edinme, alaycılık, kibir, cimrilik, haset, kıskançlık, ihanet, öfke gibi kötü sıfatları tamamıyla terk etmiş, imanı yücelmiş ve takva ahlâkı olan İlahi özelliklere bürünmüş kimsedir. Fetih 4: "Allah, imanlarına iman katsınlar diye, mü'minlerin gönüllerine huzur ve mutluluk indirdi" ayetinin müjdesine ermişlerdir. Mertebesi yükselerek imanı yücelen kullarda, telaş ve endişenin yerini huzur ve güven duygusu alıvermiştir. Rad 28: "…Gönüller ancak Allah'ı anmakla mutmain olur" ayetinin hakikati gerçekleşmiştir. İslam’ın ve mazlumların uğrunda mücadele etmektedir.

 

Raziyye Nefis: Yüksek şuura ve manevi huzura ermiş nefis!

 

Razı olan, memnun olan, her türlü itiraz ve isyandan uzaklaşan nefis demektir. Bu yüce makam sadık mü’min ve mücahitlerin, ilmiyle âmil âlimlerin ve velilerin mertebesidir. Mutmaînne Nefis’te tam bir güven içinde olan kul; kadere ve her türlü oluş sırlarına tam rıza gösterir, her şeyin Allah'tan geldiğinin gerçeği ile felaketleri de mutlulukları da aynı zevk içinde yaşar. Çünkü her oluş; bir gizli hikmetin neticesidir, iman etmiş kulun da hayrı ve mutluluğu içindir.

 

İşte bu mertebelere üstün bir gayret ve samimiyetle ve ancak hidayetle eriştirilir. Cenab-ı Allah kulunu isterse bu makama getirir. Şura 13: "... Allah dilediğini Kendine seçer..." ayeti bunu haber verir.

 

“Kimisi çalışıp çırpınmış (ama niyeti halis, ameli salih olmadığından) boşa yorulmuştur.” (Ğaşiye: 3)

 

“Kimileri de (samimi, sürekli ve teslimiyetli) çabalarından dolayı razı ve hoşnuttur” (Ğaşiye: 9) ayetleri bu gerçeğe işaret etmektedir. Gafil ve cahil kimselerin dostluğu veya düşmanlığı, taraftarlığı veya aleyhtarlığı artık bunları ilgilendirmemektedir.

 

Marziyye Nefis: Hakkın rızasını ve halkın duasını hak etmiş nefis!

 

Kendisinden razı olunan, memnun kılınan, Allah’ın hoşnutluğuna, vahdet şuuruna ve huzuruna ulaşan nefis demektir. Rıza mertebesindeki mü’min, bütün işlerinde Allah'ın yasalarını içtenlikle ve samimiyetle uygularsa ve artık tam bir tevekkül ve teslimiyete kavuşarak, zahiri ve bâtini (siyasi ve nefsi) cihadında zaferi kazanırsa; Cenab-ı Allah'ın lütuf ve ihsanı ile Marziyye makamına yükselir. Kul; Yüce Yaratıcısından razı olduğu gibi, Cenab-ı Allah da kulundan razı olur. Cenab-ı Hak ile kulunun birbirinden memnun olması, o kul için ne büyük bir eriş ve mutluluk kaynağıdır. Kul; Allah'ta fani olmuş, irade tekleşip vahdet ve emniyet bulmuş, tamamen iman ve iyilikle dolmuş, ikilik ve farklılık kaybolmuş, küfür ve kötülükten kurtulmuştur. “Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz!” (Tekvir: son ayet) hakikatiyle buluşmuştur.

 

Kâmile Nefis: Akli dolgunluğa ve ahlâki olgunluğa yetişmiş nefis!

 

Kemâle erip hakikate varmış, şirk ve şekavetten tam arınmış nefis demektir. Bu makama Safiyye ve Sâliha Nefis de denir. Kâmile Nefis sahipleri, nefsin basamaklarından geçip en üst dereceye gelmiş seçkin Ruh mertebesindedir. Bu mertebe peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin nefsidir. Kendi beşeri zafiyetleri silinmiş, Cenab-ı Hakkın inayetiyle iradesine girilmiştir. Diğer velilerde kısım kısım bulunan özellikleri şahsında birleştirmiştir. Cenab-ı Allah tarafından insanlara gönderilen İlahi bir ışık gibidir, o her zaman iyilik ve ihsanda bulunma halindedir.

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ:

Yorum Yaz