Aralık 01 05:03

“SÜNNET”İ İNKÂR, HZ. PEYGAMBERİ (S.A.V) İNKÂRDIR!

“SÜNNET”İ İNKÂR, HZ. PEYGAMBERİ (S.A.V) İNKÂRDIR!

Son zamanlarda: “Kur’an bize kâfidir, Peygamberin vazifesi Allah’ın emirlerini tebliğden ibarettir. Bunu da yapıp gitmiştir ve işi bitmiştir.” şeklinde temelsiz iddialar ve safsatalar çoğalmaya başlamıştır. İslam’ın hayat ve imtihan disiplininden ve sorumluluk yükünden kaytarmak, nefislerine kolay gelen bir “DİN” uydurmak ve Kur’an ayetlerini keyfince yorumlamak, bir kısmını da lüzumsuz saymak isteyenler bu bozuk fikirlere sarılmakta ve Hak’tan sapıtmaktadır. Çünkü “Sünnet”i inkâr, Hz. Peygamberi ve O’na itaat ve tâbiiyeti emreden Kur’an’ı inkârdır. Bu sapkın iddiaların sahipleri, aslında Hz. Peygamberi devre dışı bırakıp nefislerini öne çıkarma ve kendilerini Peygamber yerine koyma ve güya Kur’an’a tercümanlık yapma hesabındadır.

 

Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimize İMAN; Kur’an’a göre ancak şu şartlarda tamam ve sağlam sayılacaktır:

 

1- Hz. Resulüllah’ın, Kur’an’ın kısa ve kapalı konularıyla ilgili soruları açıklamakla görevli ve yetkili olduğunu kabul etmek.

 

Hz. Peygamberin, ayetleri insanlara bildirme görevi "tebliğ" kapsamındadır. Hz. Mu­hammed (S.A.V), Allah'tan aldığı vahyi, insanlığa dosdoğru olarak aktarmış ve açıklamıştır. Çünkü Hz. Peygamberimizin sadece “tebliğ” değil, aynı şekilde “tebyin-beyan edip açıklama” görevi de vardır. Onun pey­gamberlik görevlerinden birisi de Kur'an-ı Kerim'i sözlü ve uygulamalı olarak açıkça ortaya koymaktır. Onun hayatı, zaten Kur'an'ın açıklamasıdır. Diğer bir ifadeyle O, yaşayan bir Kur'an’dır. Onun Sünneti, öğütleri ve öğretileri Kur’an’ın tatbikatıdır.

 

Kur'an'daki herhangi bir konuda, Allah'ın neyi amaçladığını insanlar arasında en iyi bilen elbette Resulüllah’tır. O, mü’minler tarafından tam anlaşılamayan konulara ve kav­ramlara açıklık kazandırmıştır. Örneğin; namazın nasıl kılınacağı, haccın nasıl yapılacağı ve zekâtın hangi mallardan ne kadar ve kimlere aktarılacağı, devletin nasıl teşkilatlanacağı ve hangi esas ve usullere dayanacağı, gibi konularda, bizzat uygulamalarıyla da bizlere örnek ve rehber olmuşlardır. Zaten Hz. Peygambere (S.A.V) Kur’an’ı açıklama görevini bizzat Allah vermiş bulunmaktadır.

 

“Biz hiçbir elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara (İlahi gerçekleri ve insani görevlerini) apaçık beyan edip (anlatabilsin). Böylece Allah dilediğini (küfrü ve kötülüğü tercih edeni) şaşırtıp saptırır, dilediğini (imana ve iyiliğe yöneleni) hidayete erdirir. O Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.” (İbrahim: 4)

 

2- Hz. Resulüllah’ın, ibadet, ahlâk ve hukuk konularındaki fiili tatbikat ve talimatlarını, örnek ve delil edinmek.

 

“(Ey Peygamber hanımları ve ey mü’minlerin hayat arkadaşları; her durumda ve her konuda) Evlerinizde okunmakta olan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti (Peygamber sünnetini ve öğütlerini) hatırlayın (tekrarlayıp aktarın ve ona göre davranın). Şüphesiz Allah Latif’tir (gizliliklere vakıftır), Haberdar olandır.” (Ahzab: 34)

 

“(Ey Nebim!) Yok (onların zannettiği gibi) değil; Senin Rabbine andolsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde Seni hakem kılıp, sonra Senin verdiğin hükme, (hem de) içlerinde hiçbir sıkıntı (ve gizli itiraz) duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, hakkıyla iman etmemişlerdir.” (Nisa: 65)

 

“… Resul size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah’ın, cezası (ikâbı) pek şiddetlidir.” (Haşr: 7) ayetleri bunu emretmektedir.

 

3- Hz. Peygamberin Risalet ve Nübüvvetinin kıyamete kadar gerekli ve geçerli olduğunu bilmek ve ona göre hareket etmek.

 

“Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak O (Hz. Muhammed A.S) Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. (Hatemen-Nebiyy’dir. Nübüvvet ve rehberliği kıyamete kadar süreklidir.) Allah (geçmiş, gelecek, gerekli ve geçerli olan) her şeyi (ayrıntılarıyla) Bilen (ve Bildirendir).” (Ahzab: 40) ayeti buna delildir.

 

“O (Allah), ümmiler içinde, kendilerinden (biri olan) ve onlara ayetlerini okuyan, onları (Kur’an’la ve izahıyla) temizleyip arındıran ve onlara Kitap ve hikmeti (Sünneti) öğretip (açıklayan) bir Elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapkınlık içindelerdi. Ve (Hz. Muhammed A.S) henüz kendilerine (Sahabelere) ulaşıp katılmamış (kıyamete kadar gelecek) olan diğerlerine de (bütün insanlık âlemine Peygamber gönderilmiştir.) O (Allah), Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir. (Bu ayet Hz. Peygamber Efendimizin nübüvvetinin ve sünnetinin kıyamete kadar geçerli ve gerekli olduğuna delildir).” (Cum’a: 2-3)

 

4- Resulüllah’ın Hadislerinin ve Sünnetinin de, özel bir vahiy (ilham ve İlahi yönlendirme) olduğu gerçeğini gözetmek.

 

“O, (kesinlikle kendi) hevâsından (kafasından ve nefsi kuruntularından) konuşmaz-konuşmamıştır. O ancak (kendisine) vahy (ve telkin) olunan vahiydir (İlahi hakikatler ve öğretilerdir ki, tebliğ edip size ulaştırmıştır.)” (Necm: 3-4)

 

“Kim Resul'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. (Hz. Peygamber; hem tebliğ hem de teşri -hüküm belirleme- ile görevli ve yetkilidir.) Kim de (Resul’den ve sünnetinden) yüz çevirirse (o hüsrana düşecektir), Biz Seni onların üzerine koruyucu göndermedik.” (Nisa: 80) ayetleri bu gerçeği haber vermektedir.

 

Evet, Hz. Peygamberimiz kıyamete kadar ve istisnasız her konuda en güzel ve en mükemmel örneğimiz ve rol modelimiz konumundadır.

 

“Andolsun, onlarda (peygamberlerde ve sadık takipçilerinde) sizlere, Allah'ı ve ahiret gününü umut edenler için güzel bir örnek vardır. Kim (Hakk’tan ve hayırdan) yüz çevirecek olursa, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan sonsuz zengindir), Hamid’dir (övülmeye layık olan Rabbinizdir). (Mümtehine: 6)

 

“Şüphesiz, Allah ve O’nun melekleri (ve kâinattaki tüm görevlileri ve enerji -nur- güçleri Hz.) Peygambere salât edip (dua ve destek vermektedir. Öyle ise) Ey iman edenler, siz de O'na salât edin (Hz. Peygamberin sünnetine ve hayat sistemine uyuverin ve Hakk Dinin hâkimiyeti için gayret gösterin) ve tam bir teslimiyetle O'na salâtü selam verin. (Resulüllah’a saygılı ve itaatli davranın). Gerçek şu ki, (her asırda ve her fırsatta) Allah'a ve Elçisine eziyet verenler (dinine ve davasına hıyanet edenler ve Hz. Peygamberin öğüt ve öğretilerini gereksiz görenler) var ya; Allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmiştir ve onlar için (her iki âlemde) aşağılatıcı bir azap hazırlanmıştır (vaktini beklemektedir).” (Ahzâb: 56-57) ayetleri Hz. Peygambere (S.A.V) saygısızlığın ve sünnetini devre dışı bırakmanın sapkınlık olduğunu bildirmektedir.

 

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ:

Yorum Yaz