Ağustos 25 22:13

TÜRKİYE’NİN BÖLÜNME PROJELERİNE TAŞERONLUK YAPAN; AKP'DİR

TÜRKİYE’NİN BÖLÜNME PROJELERİNE TAŞERONLUK YAPAN; AKP'DİR

31 Mart 2019 seçimleri öncesi, hemen her konuşmasında “illet ve zillet ittifakı’’ diye horlayıp hakaretler yağdırdığı muhalefeti “PKK’nın siyasi kanadı olan BDP ile iş birliği yapmakla” suçlayan Sn. Erdoğan:

a) Erbakan’dan koparılıp iktidara taşınış planlarını ve kirli amaçlarını,

b) Sonunda Türkiye’yi de parçalayacak olan özerk Kürdistan projelerine hazırlık mahiyetindeki “Açılım Süreci” tahribatlarını,

c) Büyük İsrail’e alt yapı oluşturmak hesabıyla ABD’nin Irak işgaline ve Kürdistan’ı kurma hedefine nasıl hizmetkârlık yaptıklarını unutmuş gibi davranmaktaydı. ArdındanArap Baharı palavrasıyla Suriye’deki yangına benzin taşımaları da BOP eşbaşkanlıklarının bir devamı ve icabıydı. 2019 Mart ayı boyunca, Suriye PKK’sı olan YPG-PYD ile birlikte hareket eden ABD askerleri, BAGOZ bölgesini boşaltmaları ve PKK’ya alan açmaları için DAEŞ’le anlaşmış, onlar bölgeden çıkınca, buradaki kamplarda bulunan sivil ve savunmasız, çoğu çocuk ve kadın 7800 kişiyi, acımasızca ve fosfor bombalarıylakatletmekten sakınmamışlardı. Sn. Erdoğan ve iktidarı ise hâlâ kof palavralarla halkımızı avutup durmaktaydı. Hatta aynı ABD ile Suriye’de barışı sağlayacaklarını savunmaktaydı.

Yahudi asıllı İngiliz ajan Lawrence’in: ‘’Bir Kürt devleti kurabilseydim, Türkleri tarihten silecektim’’ itirafı!

Bazı Arapları Osmanlı'ya karşı isyan ettiren Lawrence’in; “Bir Kürt devleti kurabilseydim, Türkleri tarihten silecektim, başaramadım’’ itirafları oldukça anlamlıydı. 2000’li yıllarda da durum aynıydı. GAP projesi ile birlikte PKK terörü de başlatılmış, ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya PKK'ya destek sağlamıştı. 2002 sonunda da Türkiye'nin karşısına “Kürt Meselesi” çıkarılmış, AKP iktidarı “Açılım’’ palavrasıyla bu şeytani amaçlara taşeronluk yapmıştı. Oysa bu planda ABD ve AB’ye yardımcı olmak, Türkiye'nin kendi idam fermanını imzalamasıydı. Maalesef “Petrol’’ diye milleti aldatanlar, ABD'nin hazırladığı sehpada, Türkiye’nin ipini Barzani, Talabani ve Abdullah Öcalan'a çektirmeye çalışmaktaydı...

Çevik Bir, ABD adına konuşmaktaydı!

Emekli Orgeneral Çevik Bir, Türkiye'de kamuoyunun nasıl oluşturulmasına karar veren ve uygulayan bir istihbarat birimi olan CSIS'te bir konuşma yapmış ve“Parlamentonun, ABD askerinin konuşlandırılması konusunda müspet kararı vereceğini sanıyorum” diyerek Irak harekâtından sonra ABD’nin bölgede kalmasının, herkesin menfaatine olduğunu açıklamıştı. (13 Şubat 2003) "ABD'nin planlamaları için bu konu hayati önem taşıyor" diyen Çevik Bir; “Türkiye kararda geç kalırsa, ABD'nin planı da gecikir ve harekât belki güneyden gerçekleşir" diye uyarmışlardı. Sanki Türkiye’nin değil, ABD’nin paşasıydı.

Oysa; ABD, İngiltere ve İsrail, "Püritenizm" ideolojisine dayalı olarak tek bir dünya imparatorluğu kurmayı amaçlamıştı. Türkiye'ye de bunun için işgal planları hazırlamışlardı. Ve maalesef Çevik Bir de bu ideolojiye hizmetkârdı, Erbakan’a yönelik 28 Şubat süreci de bu maksatla tezgâhlanmıştı. ABD, İngiltere ve İsrail, 27 Ocak tarihli Time dergisinde yayınlanan haritadaki “sarı bölgeyi” yani Türkiye, İran, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Kuveyt ve diğer Körfez ülkeleri, Ürdün, Suriye ve Irak'ı tamamen ele geçirmek hesabındaydı. Özbekistan ve Kırgızistan da bu haritaya katılmıştı.

a) Birinci aşamadaki hedef; “Kürt bölgesi” diye adlandırılan topraklarda yeni bir devlet oluşturmak, Irak'ın başına Yahudi asıllı birini atamak, böylece, vaat edilmiş topraklarıbirleştirmiş olmaktı.

b) İkinci aşamadaki hedef; sarı bölgede ABD, İngiltere ve İsrail beyinli bir Ortadoğu Birleşik Devletleri kurmaktır. Bu projenin mimarı Yahudi asıllı tarihçi Bernard Lewis olmaktaydı. Projeyi yıllar önce İstanbul'da bir toplantıda, kurulacak devletin adını vermeden açıklamıştı. Devletin adını açıklayan Hürriyet gazetesine demeç veren Talabani olacaktı. Talabani'nin Irak Devlet Başkanlığı veya Başbakanlığı için isminin geçmesi, uzun vadeli bir planın icabıydı.

c) Üçüncü ve son hedef; tek dünya devletini oluşturmaktı.

İşte o süreçte AKP iktidarının “Açılım safsataları” bu Siyonist projeye hizmet amaçlıydı.

Melih Gökçek'in ajan konuğu “David Kimche” kim olmaktaydı?

Dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in ev sahipliğinde düzenlenen 5. Glokalizasyon Konferansı, tam bir skandala dönüşmüş durumdaydı. (4 Temmuz 2006) Forumun Başkanı David Kimche'nin dünyaca ünlü bir MOSSAD yetkilisi olması bir tarafa, Türkiye ve İslam dünyası aleyhinde çok önemli eylemleri vardı. Lübnan'da İngilizce olarak yayımlanan The Daily Star gazetesinin 04 Ağustos 2004 tarihli sayısında, Kamran Karadağ imzasıyla yayınlanan haberde, aynen şunlar aktarılmıştı:

"Kürt-İsrail temaslarının tarihi iyi belgelenmiştir. 1960'ların ortalarında direkt Kürt liderlerle ilişkiler, İsrail'in Ortadoğu adamı, eski MOSSAD yetkilisi David Kimche tarafından kurgulanmıştır. 1997 yılında Kimche ile yaptığım ve Londra merkezli El Hayat gazetesi tarafından yayınlanan röportajda Kimche, temaslar kurulduğunda, İsrail Başbakanı Levi Eşkol, İslam dünyasındaki etnik azınlıklarla ilişkiler kurma yönünde ‘stratejik karar’ aldığını açıklamıştı. Kimche, Kürt lider Mustafa Barzani ile görüşmüş ve bunun hemen ardından İsrail Kürtlere yardım yollamaya başlamıştı. O zamanlar Barzani'nin güvenilir yurt dışı bağlantısı olan deneyimli Kürt lider ve ünlü bağımsız politikacı Mahmut Osman da Kimche'yi doğrulamıştı. Fakat Osman, Barzani'nin İsrail ile temaslarının kendisine ABD ile ilişkiler kurmaya yardım edeceğine inandığını vurgulamıştı. Barzani, kendi ulusal haklarını elde etmelerine yardım edecek tek gücün ABD olduğuna inanıyordu. Osman'a göre Barzani şahsen Kimche'den Amerikalılarla ilişki kurmak için yardım talebinde bulunmuşlardı.

Daha sonraki yıllarda Mahmut Osman, Amerika ile temas kurmak için tekrar yardım isteyen Barzani'nin, İsrail'e yaptığı gizli gezilerde onun yanındaydı. İsrail’in Kürtlere yardımı, 1974'te Bağdat'la ortaya çıkan düşmanlıktan sonra yeniden başlamıştı. Barzani tekrar Amerikalılarla temasa geçmeye çalıştı. Ancak İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi ile Saddam Hüseyin arasında 1975'te imzalanan Cezayir antlaşmasıyla, her şey Kürtler için bir hezimetle sonuçlanmıştı. Kürdistan'da İsrailliler var mı? Cevap evet; birçoğu kendilerini Kürt Yahudi’si olarak tanımlayan ziyaretçiler bulunmaktaydı. Bunlar kendileri veya daha çok aileleri 1950’de İsrail'e göç etmeden önce Kuzey Irak’ta yaşayanlardı. Bazılarının hâlâ Irak’ta akrabaları vardı, diğerleri de atalarının neredeyse 2000 yıldır yaşadıkları yerleri görmeye gidiyorlardı. Bazı Kürtler, İsrailli ziyaretçilerle arkadaş oluyorlardı, bunların içinde İsrail’e gelen Kürtler de vardı. İslam dünyası ister beğensin ister beğenmesin, gerçek şu ki, ayrılıkçı Kürtler İsrail’i dost olarak görüyorlardı.

O sırada Sn. Erdoğan’ın ağabey diye hitap buyurdukları gazeteci Hasan Cemal, Kudüs'e giderek İzak Rabin ve Weizman ile görüşmeler yapmıştı. Bu görüşmede David Kimche'nin de bulunduğu İnternet sitelerinde yazılmıştı. Hasan Cemal, 9 Eylül 1993 tarihli yazısında "İsrailli bir üst düzey yetkili"ye atfen, İsrail şimdilik Kürt devletine karşıdır. Bunun yerine bölge ülkeleriyle Barış Suyu Projesini konuşalım, Türk Cumhuriyetleri'nde de ortak yatırım yapalım. Stratejik ortak olalım" gibi yorumlar yazmıştı.

İşte bu yetkili 1960'lardan beri Barzani ve Talabani'ye silah ve para yardımı yapan, ayrıca Peşmergelere askeri eğitimler veren David Kimche idi! Kimche, İslami uyanışın önlenmesinde Türkiye ve İsrail’in ortak çıkarı bulunduğunu söylemeyi de ihmal etmemişti!

AKP’li Melih Gökçek'in konuğu, Siyonist David Kimche’yi daha yakından tanımak lazımdı:

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in, Ankara'ya davet ettiği Glocal Forum Başkanı David Kimche'yi yakından tanımak isteyenler dikkat buyursunlardı. Şimdi İsrail vatandaşı olan Irak Yahudi’si Naeim Giladianlatmıştı:

“12 yaşındaydım. Bugünkü Ebu Garip Hapishanesine 7 mil uzaklıkta bir evde yaşıyordum. Irak, İngiliz güdümündeydi. Askerleri Gurkha'lardan oluşan İngiliz ordusu, önce Basra'ya girdi. Ardından Arap-Yahudi çatışmaları başladı. Basra'da 30 bin Yahudi yaşıyordu. 1 Haziran 1941 günü Bağdat’ta Şubat bayramı kutlamalarından dönen Yahudilerin otobüsü durdurularak içindekiler tek tek kurşuna dizildi. Akşama kadar olaylar şehre yayıldı. Karşı koymalara rağmen 500 Yahudi öldürüldü. Ölenler arasında benim arkadaşlarım da vardı. Çok kızgın ve üzgündüm. Irak ordusu, şehre, saldırılar bittikten sonra girdi! Bize, katliamı Iraklıların yaptığı söyleniyordu.

Devamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz