Nisan 12 07:17

Yerli-Milli(!) Erdoğan’ın KÜRESEL VE KİRLİ İRTİBATLARI VE MELİH BULU VAK’ASI

 Yerli-Milli(!) Erdoğan’ın  KÜRESEL VE KİRLİ İRTİBATLARI  VE  MELİH BULU VAK’ASI

Erdoğan iktidarı toplam borcumuzu 1 Trilyon 300 Milyar dolara çıkarmıştı!

Bu durum bir nevi iflas anlamı taşımaktaydı. Zaten Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) raporuna göre Türkiye, 2020'de iflas sayısı artışında dünyada birinci, gelişen ülkeler arasında borç oranı artışında ikinci sırada yer almıştı. Ayrıca Türkiye toplam iflas artışında ise dünyada birinci sıradaydı. Küresel borçlar, 2020 yılında bir önceki yıla göre 24 trilyon dolar artışla 281 trilyon dolara fırlamıştı. Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) raporuna göre, 61 ülkeyi kapsayan küresel borcun küresel gelire oranı da 35 puan artışla yüzde 335 seviyesine ulaşmıştı. Fransa, İspanya ve Yunanistan ise, borçlarının milli gelire oranlarında 50 puan ve üstü artışlarla dünyada ilk üç sırada yer almıştı.

Türkiye’nin toplam borcu 1 trilyon 281 milyar dolara çıkmıştı!

Gelişen ülkeler arasında borcun milli gelire oranı en çok artan iki ülke Çin ve Türkiye olmaktaydı. Türkiye'de toplam borcun milli gelire oranı yüzde 138,2'den yüzde 174,e çıkmıştı. Türkiye'deki artış 35,8 puan olurken, bu oranın dünya genelindeki 35 puanlık artışın üzerinde olması dikkatlerden kaçmamıştı. Türkiye'nin Eylül 2020 itibarıyla milli geliri, TÜİK tarafından 736,1 milyar dolar olarak açıklanmıştı. Bu milli gelir rakamı baz alındığında, Türkiye'nin toplam borcu dolar cinsinden 1 trilyon 281 milyar aşmıştı. Bu borcun yüzde 49,8'ini döviz cinsi borçlar oluşturmaktaydı.

İflaslarda Türkiye birinci sıradaydı.

IIF raporunun dikkat çeken bölümü, 2020 yılında şirket iflaslarındaki değişim rakamlarıydı. Türkiye'de şirket iflasları 2020 yılında, 2019'a kıyasla yaklaşık yüzde 14 artışla rapordaki 61 ülke arasında ilk sırada yer almıştı. Çin yaklaşık yüzde 10'luk artışla ikinci sıradaydı. Raporda, hükümetlerin verdiği mali destekler sayesinde dünya genelinde 2020 yılında iflasların ciddi şekilde azaldığı ancak Çin ve Türkiye'de arttığı vurgulanmıştı. Küresel ekonomi toparlandıkça Hükümetlerin pandemi döneminde aldığı olağan dışı mali destek önlemlerini bırakacaklarını hatırlatan IIF, bu durumun dünya genelinde iflas ve batık kredi artışlarına neden olabileceği uyarısını yapmıştı. “Şirketlerin zombileşmesi” kavramını kullanan IIF, borç garantileri ve düşük faizlerin, en zayıf ve borçlu şirketleri daha fazla borçlanma yönünde cesaretlendirebileceğini hatırlatmıştı. Oysa Erdoğan iktidarı en yüksek faizle borçlanmaktaydı.

Ayrıca Dünya Bankası da açıklamıştı: Dış borçta Türkiye, 120 ülke arasında 6. sıradaydı.

Sn. Erdoğan, geleceğimizi karartmak pahasına günü kurtarmak, siyasi ömrünü biraz daha uzatmak hatırına, küresel odaklarla ve onların Türkiye ayağı KOÇ Grubuyla çok sinsi ve tehlikeli pazarlıklar peşinde koşmaktaydı. Bütün bunları da, o bildik oyunu “danışıklı dövüş” şeklinde açığa vurmaktaydı.

Erdoğan’ın büyük sermayeye yanaşması ve Melih Bulu Vak’ası

Çok değerli ve Milli düşünceli dostum Prof. Dr. Yavuz Sezen paylaşmıştı:

Uzun bir süre ülke gündeminin 1 numaralı maddesini oluşturan Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan protesto gösterilerinin altından da sinsi ve Siyonist bir işbirlikçilik tezgâhı çıkmıştı. Bu protesto gösterilerinin odağında yer alan Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan AKP’li Melih Bulu tam bir muammaydı. 2021 başında Melih Bulu’nun bu atama ile Boğaziçi Rektörlüğüne gelişi bugüne dek hep “Liyakat” yerine “Sadakatin” esas alındığı, klasik AKP kadrolaşması çerçevesinden değerlendirilerek, protestolar da bu eleştiriler üzerinden yapılmaktaydı. Oysa bu atamanın çok farklı bir nedeni vardı ve aslında AKP ile büyük sermaye arasındaki uzlaşmasının bir iz düşümü olduğu anlaşılmıştı!

Konunun açıklığa kavuşması ve anlam kazanması için öncelikle bir temel tespiti yapmamız lazımdır:

AKP’nin iktidara geldikten sonra, kendisini bu makama taşıyan odaklar hesabına gerçekleştirdiği en önemli operasyonlardan bir tanesi hiç şüphesiz özellikle 2007-2012 arasında en yoğun şekilde uygulanan ve kendi sermaye sınıfını oluşturduğu kılıfıyla yutturulan “Büyük sermaye transferi” operasyonlarıdır. Bu operasyon ile AKP bugüne dek devam eden şekilde kendi siyasetinin finansmanını sağlarken, ülkenin kritik kurumlarını kendi palazlandırdığı “İslamcı Siyonist” zenginler eli ile kontrolü altına almıştır. Oluşturulan bu İslamcı kapitalist sermayeyle, ülkenin en kritik sektörlerini ele geçirip, AKP için devasa bir medya yapılanması kurarak hiç durmaksızın çalışan ve algı yönetimi yapan bir propaganda aygıtını da finanse etmeye başlamışlardır.

 

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ:

 

Yorum Yaz

seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri sex hikayeleri sex hikayeleri gay hikayeleri lezbiyen hikayeleri porno hikayeleri porno izle porno izle porno izle konya escort konya escort konya escort konya escort bursa escort
bursa escort bursa escort konya escort