Şubat 25 04:48

DEMOKRASİ HÜKÜMDARI VE MAFYA İKTİDARI

DEMOKRASİ HÜKÜMDARI VE MAFYA İKTİDARI

AKP iktidarının, bakanlarının ve yüksek bürokratlarının, MAFYA oluşumlarıyla irtibatları sürekli gündem olmaktaydı. Gayrimeşru işlerde ve faili meçhul cinayetlerde kullanmak ve çok yüksek miktarda kirli paralar kazanmak karşılığı bu yapılanmalara kolaylık sağlamakla ilgili çeşitli iddialar dolaşmaktaydı. Kıbrıs’ta, devlet kurumlarının göz yumması dışında öyle sıradan katillerin gidip cinayet işleyerek Türkiye’ye dönmesi imkânsız sayılan bir suikastla öldürülen MAFYA babası Halil Falyalı’nın iktidarla, Bakanlarıyla ve bürokratlarıyla ilgili pek çok kanunsuzlukları ve yolsuzlukları bilip, belgelediği için, ortadan kaldırıldığı yazılıp konuşulmaktaydı. Mehmet Ağar’ın ve oğlu Elâzığ AKP Milletvekili Tolga Ağar’ın özel gemilerle yapılan ve tonlarca ağırlığa ulaşan uyuşturucu kaçakçılığına bulaştıkları… Binali Yıldırım’ın oğlunun milyarlarca dolarlık ne haltlar karıştırdığı... Süleyman Soylu’nun kimlere ve hangi yöntemlerle ne imkânlar sağladığı ve bütün bunların nasıl örtülüp saklandığı konusundaki ithamlar ayyuka çıkmıştı. Zaten Devlet Bahçeli, meşhur MAFYA babası olarak tanınan, hatta bu iddiayla mahkûm olup hapis yatan şahıslara “Sadık dava arkadaşım!.." diye sahip çıkmakta ve makamında saygıyla ağırlamaktaydı!?..

KKTC’den Türkiye’ye Uzanan Mafya Bağları ve İkinci Susurluk Vakası[1]

Türkiye’nin, ismini organize suç örgütü lideri Sedat Peker’den öğrendiği KKTC’nin kumarhane ve bahis kralı Halil Falyalı, 28 Temmuz 1996’da İstanbul’da öldürülen kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal’a benzer bir biçimde ortadan kaldırılmıştı. Falyalı’nın Topal’la benzerliği öldürülüş biçimi ile sınırlı sanılmasındı. Kumarhaneler, yasa dışı bahis, paramiliter güçler ve çetelerle olan ilişkiler, siyasetle kurduğu yakın bağlar ve kendilerini koruyacağına inandıkları sahip oldukları derin bilgiler, Topal ile Falyalı’nın diğer benzer yönlerini oluşturmaktaydı. Topal, İstanbul’un göbeğinde, aracının içinde, bazı siyasiler ve devlet görevlileri ile birlikte hareket ettikleri Susurluk skandalıyla ortaya çıkan Abdullah Çatlı önderliğindeki çete tarafından suikasta uğramıştı. Özel harekât polislerinin de içinde olduğu bu çete öyle pervasızdı ki, cinayeti Uzi marka silahlarla işlemekten sakınmamışlardı. Kullandıkları silah, neredeyse bir imza gibiydi; zira o tarihte bu silah sadece Özel Harekât Polislerinde bulunmaktaydı.

Makalenin tamamı için: https://www.millicozum.com/mc/duyurular/demokrasi-hukumdari-ve-mafya-iktidari

Yorum Yaz