Şubat 25 05:12

KABALA, MASONLUK VE SİYONİZM İLİŞKİSİ

KABALA, MASONLUK VE SİYONİZM İLİŞKİSİ

Siyaset bilimciler bilir ki, politikada hiçbir şey hesapsız ve plansız olmayacaktır. Politik bir eylem yapmak aslında son derece kolaydır. Önemli olan doğru şartlarda, doğru zamanda, doğru "manivela"nın kullanılmasıdır. Örneğin; gerekli sosyolojik ve ekonomik şartlar oluştuktan sonra, hedefe uygun birkaç provokasyonla savaş çıkarmak çok kolaydır. Eğer siyasette yalnız “görünen”le yetinirsek, İran-Irak Savaşı'nın Şattü’l Arap meselesinden çıktığına ya da dünyanın pek çok köşesinde yaşanan çatışmaların “demokrasi aşkı” uğruna yaşandığına inanmamız ahmaklıktır. Oysa dünya siyaseti sistemsiz gelişmez, bu başlı başına bir bilim dalıdır. Pek çok strateji kuruluşu dünyayı yönlendirmek için vardır. Bunların belirlediği stratejilerin olaylardaki rolünü göz ardı etmek, objektiflik veya bilimsellik değil, neredeyse bir tür "saflık" olacaktır.

“Toplumsal komplo teorisine karşı, hiç komplo yapılmadığı görüşünü elbette savunmuyorum. Ancak iki hususu vurgulamak istiyorum: Bunların ilki, komploların çok sık yapılmadığı ve bunların toplumsal hayatın niteliğini değiştirmediğidir... İkinci olarak da komploların çok ender olarak başarılı olduğunu söylemek istiyorum. Varılan sonuçlar, kural olarak, daima amaçlanan sonuçlardan çok farklı olur."[1]

Üstteki alıntıda Popper, aslında farkında olmadan, Kur’an'da bildirilen bazı kavramlara son derece uygun düşen bir düşünce öne sürmekte; insan iradesinin sınırlı olduğunu ve toplumsal olayların insan iradesi ile kontrol edilemeyeceğini söylemektedir. Son derece doğru olan bu görüşüyle, bazı insan ya da grupların olayları kusursuzca yönettiğini düşünmenin, onları neredeyse insanüstü varlıklar gibi göstermekten başka bir şey olmadığını savunmuştur.

Bizim de eleştirdiğimiz bu tür "komplo teorisi" mantığı, Allah'ı inkâr edip, ya da tüm olayları yaratanın Allah olduğu gerçeğini unutup, olayların birtakım sahte ilahlar tarafından kontrol edildiğini savunmaktır. Son derece sınırlı bir güce sahip insanın, olduğundan fazla bir güce sahipmiş gibi kabul edilmesi elbette akıl dışıdır. Bu nedenle Popper'in teşhis ettiği bu mantık bozukluğu, olayların sadece güçlü insan ya da grupların iradesi ile geliştiği yanılgısına kapılan komplo teorilerinin çürüklüğünü ortaya koymaktadır.

Ama bu doğru teşhisin ardından Popper da bir yanlışa düşmekte, toplumsal olayların insan ile kontrolü mümkün olmadığına göre, kendi kendine, kuralsız ve başıbozuk olarak işlediği sonucunu çıkarmaktadır. Popper'in böyle bir sonuca varmasının nedeni elbette Kur’an ahlâkını ve Kur’an'da bildirilen kader anlayışını bilmiyor olmasıdır. Popper'in bu hatası, canlıların yaratılışının "güneş tanrısı", "gök tanrısı" gibi hayali ilahların, totemlerin eliyle olamayacağını anlayıp, çözümü “kör tesadüf”e bağlı evrim teorisinde bulmaya çalışmakla aynıdır. Ya da, bir insanın sakat olarak doğmasını "kötü ruhların komplosu" olarak yorumlamanın akıl dışılığını anladıktan sonra, olayı "mutasyon" ile açıklamayı, bunun Allah'ın bir ibret ve imtihanı olduğunu anlayamamayı çağrıştırmaktadır. Oysa Allah, evreni ve evrendeki tüm varlıkları belirlenmiş bir kader ile yaratmıştır. Ve insan doğruya ancak bu gerçeği kavradığında ulaşacaktır.

Makalenin tamamı için:https://www.millicozum.com/mc/duyurular/kabala-masonluk-ve-siyonizm-iliskisi

 

Yorum Yaz