Ağustos 29 08:26

CAHİLİYE AHLÂKI VE TOPLUM TAPARLIK TAVIRLARI

CAHİLİYE AHLÂKI VE TOPLUM TAPARLIK TAVIRLARI

 

İnsan; samimi, doğal ve dengeli olduğu kadar saygı duyulacaktır. İnsanlara karşı yüz mimiklerinde ve el kol hareketlerinde de aşağılayıcı ve abartılı bir hava oluşturmak… Değişik duruş ve oturuş tripleri yapmak… Bu suretle dikkat ve ilgiyi üzerinde tutmaya çalışmak… Birisinden ilgi görene kadar ona uzak durmak, daha sonra ilgilenmeye başlamak… Kendisine samimi davranan, yakınlık gösterenlere karşı ilgisiz davranmak, tepeden bakmak… Kendisine yüz vermeyen, küçümseyen, ilgi göstermeyenlere yaranmaya, ilgisini çekmeye çalışmak… Evet bunların hepsi cahiliye ahlâkının göstermelik tavırlarıdır.

Menfaat Gözetmek ve Çıkar Sağlamak

Gerçekte hissedilmeyen samimiyetsiz hareket ve davranışlarda bulunmanın sebeplerinden biri, insanlardan elde edilmesi umulan çeşitli yararlardır. Sevmediği fakat çıkarı bulunduğu birine sempatik görünmeye çalışmak, onun dalkavukluğunu yapmak, her fırsatta gözüne girmeye, kendini beğendirmeye çaba göstermek, patronuna, amir veya müdürüne karşı sahte bir sadakat ve saygı göstermek, şartlar değiştiğinde ise gözünü kırpmadan vefasızlık yapmak; adamlık dini mensuplarına göre olağan davranışlardandır. Ayrıca yaranma zihniyetinden dolayı veya korktuğu, çekindiği için doğru bildiğini söyleyememek, bunu da herkese hak verip hoş karşılamak, demokratlık gibi riyakâr tavırlar takınmaya çalışmak da bu tür sahte yaklaşımlardır.

Sürekli Gösteriş Yapmak

“Biliniz ki dünya hayatı, (aslında sadece bir) oyun ve oyalanma (süreci ve geçici), ziynetlenme (zevklenme) ve aranızda (gururlanıp) övünme (vesilesi) ve daha çok mal ve evlat (makam ve taraftar) sahibi olma hevesinden ibarettir…” (Hadid: 20)

Yukarıdaki ayette adamlık dininin önemli bir özelliği olan övünme ve gösteriş yapma konusunun insanlar arasında ne kadar yaygın olduğuna dikkat çekilmektedir. İslam dininde hayatın en büyük amacı Allah’ın rızasını kazanabilmektir, ancak adamlık dininde hayatın en büyük amacı insanların rızasını kazanabilmektir. Bu nedenle adamlık dininde gösteriş yapmak hayati önem taşır. Çevresi tarafından beğenilen, takdir edilen, hayran olunan, özenilen veya gıpta edilen insan olmak her şeyden daha önemli sayılır. Bu dinde insanlar çevreleri için giyinir, konuşur, ev döşer, meslek seçer veya kitap okurlar. Tüm yaptıklarında en büyük hedefleri; yaptıkları için insanların takdirini toplamasıdır. Örneğin kitapçıya gidip bir kitap seçerken en merak ettikleri konuya değil, en çok satan kitaba bakarlar. Hangi kitabı okuduklarında daha “havalı” ve günün modasına daha uygun olacağını düşünürler. Çünkü burada kitap okumanın amacı görgü, bilgi veya kişiliğini geliştirmek değil, çevresine karşı anlatacak bir şeyler bulabilmektir.

Hava atma konularından bir diğeri “gösterişli ev” sahibi olmaktır. İnsanlar ev seçerken kendi rahatlıklarından ziyade, çevrelerinin bakış açısına önem verirler. Hangi muhitte ve kaç katlı olmasının, nasıl bir manzara görmesinin, kaç metre kare olmasının kendilerini daha itibarlı yapacağına bakarlar. Evin içini de tümüyle çevrelerinin bakış açısına göre döşerler. Başka bir renkten hoşlansalar bile moda olan rengi seçerler, koltuklar son derece rahatsız olmasına rağmen sırf pahalı ve gösterişli diye satın alırlar, hiç beğenmedikleri bir döşeyiş şekline sadece ünlü bir mimara yaptırdıklarını söyleyebilmek için katlanmak zorunda kalırlar. Vakitlerinin büyük kısmı bu evin içinde geçtiği halde, sırf bu kadar para verdikleri salon eskiyip de gösterişleri bozulmasın diye misafir gelmesi haricinde salona adımlarını bile atmazlar. Hatta bazı insanlar, mobilyaların üzerlerini örtülerle veya naylonlarla kaplayıp kendileri içeride küçük bir odada otururlar. Yani evin yarısını gösterişe, diğer yarısını da yaşamaya ayırırlar.

Çok Bilmişlik ve Ukalalık

Adamlık dini içinde yaşayan bir insan, Kur’an’da bildirilen akıl ve anlayış keskinliğinden oldukça uzaktır. Buna rağmen bu kişiler kendi akıllarını çok beğenirler ve diğer insanlardan kendilerini çok akıllı zannederler. Adamlık dini insanı, herkese her konuda fikir verecek bir akla sahip olduğu kanaatindedir. Sağdan soldan duyduğu yarım yamalak, kulaktan dolma bilgileri, başına gelen olaylardan kendince çıkardığı sonuçlarla sentezleyip büyük bir hayat tecrübesi edindiğini sanır. Herkese her fırsatta bu tecrübeyi ispatlamaya çalışır. Burada akıl, zekâ, ahlâk ve kültür gibi özellikler ikinci derecede kalır. En büyük prim yapan unsurlardan biri de, yaş faktörüdür. Bu sözde üstünlük; “Sen gelirken biz gidiyorduk”, “Ben senin küçüklüğünü bilirim” gibi ifadelerle vurgulanır.

Fikir öne sürdüğü, bilmişlik yaptığı herhangi bir konuda haksız olduğu anlaşılsa bile, haksızlığını kabullendiği çok nadir rastlanan bir durumdur. Yanılmak, hata yapmak, haksızlığının ortaya çıkması adamlık dini insanının hiç işine gelmez. Çünkü zaten asıl önemli olan bir sonuca varılması, doğruların, gerçeklerin ortaya çıkması değil; çoğunlukla kendi komplekslerinin tatmin bulmasıdır.

Bu tür bir ortamda yetişen çocuklarda da, daha küçük yaşlardan benzer özellikler yerleşmeye başlar. Örneğin kültürlü, entelektüel, varlıklı, fakat İslam ahlâkından uzak bir yapıya sahip bir ailenin çocuğu çoğunlukla bilmiş, ukala, insanları küçük gören, kendini her konuda haklı ve yeterli sanan bir kişilik edinir. Küçüklükten “büyümüş de küçülmüş” bir görünümü olan bu gibi çocuklar, İslam ahlâkı ile eğitilmedikleri takdirde bu bâtıl yapıyı hayatlarının her döneminde üzerlerinde taşırlar.

Dengesiz Davranmak

Dengesiz görünmenin yaygın bir yöntemi, korkulan, çekinilen, dolayısıyla da takdir edilen insan olabilmek için, zaman zaman öfkesine hâkim olamıyormuş taklidi yapmaktır. Bir konuya sinirlendiğinde yumruğunu sıkarak duvara vurmak, cama yumruk atarak elini kanatmak, yüzünü elleriyle kapayarak bir süre sakinleşmeyi beklemek, hemen içki içmeye başlamak adamlık dininin gereği olarak yapılan belli başlı tavırlardandır. Hatta çoğu kişi “Benim psikopat bir yönüm vardır” ya da “Karanlık bir yönüm vardır, ama her zaman ortaya çıkmaz” gibi açıklamalarla kendisini yarı deli gibi göstererek insanların arasında itibar kazanmaya çalışır.

İnsanın hayatını tehlikeye atan birtakım sporlar da genelde bu imajı verebilmek için yapılır. Çoğu kişi sakatlanmaktan, bedenen zarar görmekten veya ölmekten korktuğu halde sırf çevresine hava atabilmek için bu sporlara yönelir. Bu yönüyle adamlık dini normal akla sahip olan insanları da anormal hareket etmeye ve hasta bir kişilik geliştirmeye zorlamış olur.

Beceriksizlik Taklidi Yapmak

İşte bu zihniyet, kendisini zengin gibi gösterip hava atmak isteyen birçok insanın aslında becerikli olmasına rağmen “beceriksizlik taklidi” yapmasına sebep olur. Bu nedenle özellikle kadınlar arasında “el becerisi gelişmemiş, hiçbir şeyden anlamayan insan” havası vermek oldukça yaygındır. Örneğin bir genç kızın aslında bildiği halde arkadaşlarının yanında “Ben çay yapmasını bilmem, ben yemek yapmaktan hiç anlamam, hayatım boyunca mutfağa girip bir şey yaptığımı hatırlamam, ben hiç iyi dikiş dikemem, bugüne kadar elime iğne iplik almadım” gibi sözler söylemelerinin altında yatan düşünce budur. Bu şekilde her işini başkasına yaptırma olanağı olan zengin bir insan görünümü vermeye çalışırlar.

Başkasını Beğenmemek ve Aşağılamak

Bu insanlar çevrelerine her şeyin en mükemmeline sahip kişi havası verirler ve gördükleri hiçbir şeyi beğenmezler. Hatta beğenseler bile bunu belli etmez, bir kusur bularak mutlaka eleştirmek isterler. Örneğin arkadaşlarıyla birlikte lüks bir restorana giden bir kişi, hayatı boyunca böyle lüks bir restorana gitmemiş olsa bile, yine de buranın yemeklerinde veya dekorasyonunda ya da garsonların tavırlarında bir kusur bulmaya çalışır. “Bence yemekleri pek iyi değildi, manzarası çok kötüydü, ne biçim döşenmiş insan daralıyor” gibi eleştiriler getirerek, bundan çok daha iyi yerler gördüm havası vermeye çalışır.

Bu cahili adamlık dininin bu hatalı anlayışından dolayı bir kişinin kendisinden daha üstün gördüğü, daha akıllı, daha güzel, daha yetenekli bulduğu bir insanın özelliklerini övücü şekilde dile getirdiğine rastlayamazsınız. Örneğin bir köşe yazarının kendi yaşıtı olan bir başka yazarı övdüğünü, kendisinden daha akıllı bulduğunu veya tespitlerinin, üslubunun kendisinden daha isabetli olduğunu açıklayan bir yazısını görmeniz pek mümkün olmaz. Bir sanatçının kendi seviyesinde gördüğü bir başka sanatçıyı takdir etmesi, daha güzel ve yetenekli olduğunu söylemesi çok nadirdir. Ancak genellikle bu insanların birbirlerini kıyasıya eleştirdiklerine rastlayabilirsiniz. Örneğin bir psikolog diğerinin yöntemini beğenmez, bir diyet uzmanı diğer diyet uzmanlarının izlediği yöntemi eleştirir, bir televizyon sunucusu diğer sunuculara mutlaka bir kusur bulur. Bunun nedeni; kendi yeteneklerini, akıllarını veya konumlarını üstün gösterme çabasıdır.

Saygısız ve Alaycı Konuşmalar

Konu ne olursa olsun iddiacı ve tartışmacı bir üslup takınmak adamlık dininin özelliklerindendir. Bunun yanı sıra ses tonunu yükselterek baskın çıkmaya çalışmak özellikle karşı tarafa kendi fikrini kabul ettirmenin bir gereği olarak kullanılır.

Kendisiyle aynı ortamda bulunan kişileri muhatap kabul etmeyip, onlar hakkında, “bu”, “şunlar” gibi terimler kullanmak, karşısındakinin yüzüne bakmadan konuşmak, espriyle bozmak, laf sokmak da adamlık dininde karşı tarafı aşağılama metotlarındandır.

Telefon Konuşmalarındaki Yapmacıklar

Telefonda konuşurken, normal zamanda kullandığı ses tonu ve üsluptan farklı bir ses tonu ve üslup kullanmak yine adamlık dini özelliklerindendir. “Alo” kelimesini bulunduğu yerdeki statüsüne göre, farklı samimiyetsiz şekillerde telaffuz etmek, örneğin patron ve müdür konumundaysa sesini özellikle kalın ve tok bir tona getirip ağır ve ekstra ciddi bir üslupla telefonu açmak gibi…

Adamlık dininde telefonla konuşurken görülebilen diğer hareketler de şöyle sıralanabilir: Karşılıklı konuşmalarda rahat söyleyemeyeceği şeyleri telefonda cesaret bulup söylemek, çıkarı olan birisinden telefon beklerken telefonun başından ayrılmadığı halde telefon çalınca hemen açmamak, uzun bir süre çaldıktan sonra cevap vermek…

 

...

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

Yorum Yaz