Nisan 25 13:36

Cemaat ve Tarikatların Islahı ve İntizama Sokulması İçin ADİL AHLÂKİ DÜZEN PROGRAMI

Cemaat ve Tarikatların Islahı ve  İntizama Sokulması İçin  ADİL AHLÂKİ DÜZEN PROGRAMI

Yozlaşan ve yoldan çıkan bir kurumun, bir oluşumun ve bir topluluğun öncelikle imhası değil, elbette ıslahı lazımdır. Bunların ıslahı ve hayırda yarıştırılmasının ilk şartı da; mutlaka resmiyet kazandırılması, sistem bütünlüğüne katılması ve otokontrol altına alınmasıdır. Kangrenleşmiş uzuvların ve kanserleşmiş urların temizlenip ayıklanması dışında, böylesi sosyal oluşumların ve sivil yapılanmaların kökünü kurutmaya çalışmak, hem yararsızdır, hem de peşinen başarısızlığa mahkûm bir adımdır.

CIA tertipli FETÖ darbe girişimi, geç de olsa bazılarımızın ve ilgili kurumlarımızın gözlerini açmıştı. Şayet “Bir musibet bin nasihatten evladır” gerçeğine uygun davranılsa ve gerekenler yapılsa, bu şeytani fesatlıkları tarihi fırsatlara dönüştürme kapısı aralanmıştı. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı değerli Mehmet Emin Özafşar, Al Jazeera'ye açıklamalar yapmış; FETÖ türü yapıların tehdit unsuru olmaması için cemaatlerin kayıt altına alınması gerektiğini hatırlatmıştı. Böyle bir ihtiyacın farkına varılması bile önemli bir aşamaydı. Çünkü palyatif ve günübirlik tedbirlerle FETÖ benzeri yapıların ifsadına engel olmak imkânsızdı.

İyi de bu cemaat ve tarikatlar, nasıl disipline sokulacak ve hangi statü ile kayıt altına alınacaktı?

Şu anda İslam dünyasında bunun en belirgin örneği eksik de olsa Mısır’da vardı; orada da maalesef dini hizmetleri kontrol ve baskı altında tutmak amacıyla yapılandırılmıştı. Mısır’da cemaat önderleri, imamlar, hocaefendiler, tarikat şeyhleri, mürşitler yasal bir statüye kavuşturulmuşlardı, hepsine devlet protokolünde yer ayrılmıştı. Bir tarikatlar konseyi vardı, onun altında toplanmışlardı. Mısır’daki bu yapılanmaya gidilmesinde; 1995 senesinde Kahire’de Ezher öğrencilerine ve öğretim görevlilerine yönelik yaptığımız 40 günlük, ADİL DÜZEN seminerlerinin de etkili olduğu duyumları alınmıştı. Ama ne var ki Adil Düzen bir bütün olarak ele alınmadığı, tarikat ve cemaatlerin rahatlıkla ve İslami doğrultuda çalışmaları değil, sadece kontrol altında tutulmaları amaçlandığı için tam verimli ve dengeli bir yapı kurulamamıştı. Her şeye rağmen bu girişim, en azından ilk-örnek teşkil edecek bir adımdı ve kısmen de olsa önemli yararlar sağlamıştı. Mısır’da Şazeliler, Bedeviler ve Rufailer başta olmak üzere 73 ayrı tarikat kayıt altında faaliyet yapmaktaydı. 90 milyonluk Mısır’da, bunların kayıtlı mensupları 10 milyonu aşmaktaydı. Bunların hepsi kamusal kimliğe sahip bulunmakta ve şeyhleri müftüyle birlikte devlet protokolünde oturmaktaydı. Programları, amaçları, üye mevcutları, örgütlenme modelleri ve metotları ile faaliyet alanları şeffaftı, hesap kitapları denetlenebilir durumdaydı. Sadece Müslüman Kardeşler Cemaati, gayriresmi ve sakıncalı bulunduğundan resmiyet altına alınmamıştı. Bu elbette yanlıştı ve haksızlıktı. Ama Mısır’daki bu uygulamanın daha adil ve şamil bir programını Erbakan Hoca “Adil Düzen’de Ahlâki Yapılanma” başlığı ile hazırlatmıştı. Biz de bazı eksiklerini tamamlayıp, anlaşılır ve uygulanır pozisyona taşıyarak olgunlaştırmaya çalıştık.

...

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

Yorum Yaz