Haziran 19 01:15

İbrahim Reisi’nin Helikopter Kazası: İHMAL Mİ, SUİKAST Mİ?

İbrahim Reisi’nin Helikopter Kazası: İHMAL Mİ, SUİKAST Mİ?

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, iki ülkenin sınır bölgesindeki Doğu Azerbaycan eyaletinde, Kız Kalesi ve Hudaferin Barajlarının açılışını yapmışlar, Türkiye’yi Azerbaycan ve Orta Asya’ya bağlayacak Zengezur (Aras Demiryolu) koridoru konusunda da uzlaşmaya varmışlardı. Uzun yıllardır İran ve Azerbaycan bu denli yakınlaşmamışlardı. Türk Devlet aklının (iktidardan ziyade Milli odakların) gayret ve girişimleriyle Aliyev ikna edilerek gerçekleşen bu tarihi ve talihli gelişmelerin İsrail’i ve arkasındaki ABD ve AB ülkelerini rahatsız ettiği açıktı. İşte bu buluşma ve anlaşmadan sonra İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Tebriz’e gitmek üzere helikopterle yola çıkmış, ancak hava muhalefeti nedeniyle dağlık bölgeye çakıldıkları açıklanmıştı. Ayrıldıkları Verzigan şehri Arasbaran ormanları arasında ve dağlık bir ortamda yer almaktaydı. Buradan Tebriz’e ulaşmak için Misk Anbar ve Kamtal Dağlarını aşmak lazımdı.

Sorular, Acabalar ve Kuşkular!?

Ancak kafaları kurcalayan pek çok soru vardı ve hâlâ yanıtsızdı.

• Önce İbrahim Reisi ve yanındaki 8 kişiyi taşıyan helikopterle beraber 2 helikopter daha Tebriz’e doğru havalanmışlardı. Diğer ikisi aynı hava şartlarından ve aynı dağlık coğrafyadan geçip Tebriz’e ulaştıklarına göre, İbrahim Reisi’nin helikopteri niye dağa çakılmıştı. Kazanın ilk gününde, resmi kurtarma ekipleri cep telefonu görüntüleriyle, kaza mahalline yaklaştıkları ve Tebriz İmamıyla irtibat kurdukları yönünde beyanatlarda bulundukları halde, 2. günde helikopterdeki 9 kişinin yanmış bedenlerine ulaştıklarının belirtilmesi kafaları karıştırmaktaydı?

Bu helikopterler, bir tatbikat ve tahkikat göreviyle değil… Acil bir müdahale ve ulaşım mecburiyeti göreviyle değil… İran’ın Cumhurbaşkanı, Dış Bakanı, Devrim Muhafızları Komutanları gibi en üst düzey yöneticilerini taşıyan stratejik bir görev yaparken, bu denli tedbirsiz, dikkatsiz ve ilgisiz davranılması üzerinde elbette durulmalıydı!

• Acaba İsrail dostu Aliyev’le, İran’ın bu denli yakınlaşmasına alınan… Ve daha önce İsrail’e etkisiz füzeler yollayan İran’dan intikam için fırsat kollayan İsrail’in bu kazada bir parmağı var mıydı? Çünkü Aliyev ve Reisi uzlaşması nedeniyle İsrail kendisini arkadan hançerlenmiş saymaktaydı!..

• İbrahim Reisi’nin helikopterine uzaktan kumanda ile müdahale etmek konusunda, İsrail’in bir şansı da vardı; çünkü Azerbaycan’ın İran sınırına yakın, Hazar Denizi kıyısındaki Lenkeran kasabasıyla, Ermenistan yakınındaki Hankendi arasındaki gizli bir alanda, İsrail’in özel bir askeri hava üssü bulunduğu konuşulmaktaydı. Hatta geçen yıllar İsrail Haaretz gazetesi, Açık Kaynak Uçuş Verilerine dayanarak MOSSAD’ın, İran’ı gözetlemek ve gerektiğinde müdahale etmek üzere, Azerbaycan’ın İran’a yakın bölgesinde bir Askeri Üs kurmasına izin verdiğini yazmış ve İran pek çok sefer bu durumdan rahatsızlığını açığa vurmuşlardı.

Üstelik bu olayla ilgili İsrail Televizyonunda açıklama yapan bir istihbarat yetkilisinin: “Biz Cumhurbaşkanlarına ve Devlet adamlarına değil, sadece terörist odaklara bu tür suikastlar yaparız!” sözleri de kafa karıştırıcıydı.

• Ve maalesef İran kendi içindeki İsrail (ve ABD) adamlarını = ajanlarını tam olarak belirleyip etkisiz kılmayı hâlâ başaramamıştı. Bu nedenle Devletin 2 numaralı yöneticisini koruyamamıştı. İran’da Ruhani Liderden sonra Devletin, devrimin, düzenin ve devrim muhafızları askerlerinin en yetkili başkanı olan çok önemli bir şahsın korunması noktasındaki bu zaafiyetler İran’ın büyük bir itibar kaybına da yol açacaktı. Bu olayda eğer ihmaller zinciri varsa, bu kasıtlı ihmallerde İsrail ve ABD parmağı da aranmalıydı… Çünkü İbrahim Reisi’nin; MOSSAD, CIA başta tüm yabancı istihbaratın, hatta İslamcı bilinen terör yapılarının hedefinde olduğu bilinip durulmaktaydı.

• Kazanın yaşandığı Bell 412 helikopterleri Amerikan yapımıydı. Hele bu türler oldukça yıpranmış ve ıskartaya çıkmıştı. Bunların iki vidasının gevşemesi veya gevşetilmesi bile bu tür facialara yol açmaktaydı. Teknolojide önemli mesafeler aldığı konuşulan İran’ın; değil kendi imkânlarıyla bunları yenilemek, hatta kaza yerini saatler sonra tespit edebilmek için bile, resmi taleple Türk Akıncı İHA’larına ihtiyaç duymuşlardı.

• İran ısrarla bu olayın, hava koşullarından ve dağlık arazi şartlarından kaynaklanan bir KAZA olduğunu kanıtlama çabasındaydı. Çünkü sabotaj ihtimalinin ispatlanması durumunda bu bir savaş sebebi sayılacaktı; muhatap ise İsrail ve ABD olacaktı!.. İran böyle bir hesaplaşmaya hazır mıydı?!..

Bizim kanaatimiz; İran resmen bu elim olayın bir kaza olduğu sonucuna vardıklarını açıklayacaktı… Ancak duyarlı İran halkı bununla tatmin olmayacaktı… İran yönetimi mecburen, resmen olmasa da dolaylı şekilde, güya “intikamımızı aldık” cinsinden halkın havasını almak üzere İsrail’e yönelik bazı saldırılara kalkışacaktı!.. İşte bunu bahane eden İsrail ve ABD ise İran’a saldıracaklardı!.. Ama bu saldırılar, ABD’ye pahalıya patlayacak, hatta Kuduz İsrail’in sonunu hazırlayacaktı… Bunların nasıl olacağı konusunun açıklanması ise münasip düşmediğinden, şimdilik bizde kalsındı…

BM Genel Sekreteri Guterres’in “Bu elim kazayı hayret ve dehşetle izliyorum”

Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin “Olayı duyunca şaşkınlığa uğradım ve şoke oldum!..” sözleri, bölgemizde ve dünya genelinde sebep olacağı vahim sonuçlarından duydukları kuşkuları yansıtmaktaydı.

Evet İran gibi stratejik öneme sahip bir ülkenin: Cumhurbaşkanının, Dışişleri Bakanının, her ikisinin danışmanlarının, Devrim Muhafızları üst düzey iki komutanının, Tebriz Valisinin ve Cuma İmamının Ruhani Lider Hamaney’in Tebriz Temsilcisinin ve helikopter kaptanının, toplam 9 çok önemli yönetici kadrolarının aynı kazada ve bir arada yanarak ölüp bu dünyadan ayrılmaları, elbette ve her halde tarihin seyrini değiştirecek olaylar zincirine yol açacaktı…

Ve bu noktada sormak lazımdı:

Acaba; UCM (Uluslararası Ceza Mahkemesi)’nin işlediği savaş suçları ve ağır insan hakları ihlali nedeniyle, tutuklanma talebi anlamına gelen bir karar almasının hemen ardından, Siyonist İsrail’in terörist yönetimi, dikkatleri dağıtıp zaman kazanmak ve tabiri caizse “Ne BM ne UCM, hiçbir küresel kurumu ve kararı takmadıkları” mesajını ulaştırmak için de, bu kazadan medet ummuş olabilir mi? diye düşünmekte de fayda vardı…

Azerbaycan’la İran’ın Dalaşmaları!

2020’deki Karabağ Savaşı’ndan bu yana Azerbaycan ile İran arasında gerilim tırmanmıştı. İran, Kafkasya’da jeopolitik statünün değişmesini bölgesel çıkarları için tehlikeli saymaktaydı. Bu konuda tehditkâr bir pozisyon takınan İran, Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkilerini ilerletmesinden rahatsızdı. İran son iki yılda “Sınırların değişmesine izin vermeyeceğiz” diyerek Aras Nehri hattında 4 askeri tatbikat yapmıştı. Azerbaycan da karşı tatbikatlarla “Korkmuyoruz” mesajı vermeye çalışmıştı. Yetkililerin karşılıklı suçlamaları medya savaşlarıyla tehlikeli boyutlara taşınmıştı. İki ülkenin dışişleri bakanlıkları karşılıklı olarak, saldırgan yayınları protesto eden notalar yayınlamıştı.

Durup durup alevlenen gerilimde son perde 29 Mart 2023’te Azerbaycan’ın Tel Aviv Büyükelçiliği’nin açılışıyla daha da kızışmıştı. İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile ortak basın toplantısında, “Azerbaycan ve İsrail, İran tehdidiyle karşı karşıya. İran’a birlikte karşı koymalıyız. İran’ın nükleer kapasitesini artırmasını önlemeliyiz” diyerek iki sınır komşusunun arasına mayın atmıştı. Bayramov ise 30 yılı geride bırakan ilişkilerin stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını vurgulamıştı. Bayramov’a göre 2022’de iki ülke arasındaki ticaret hacmi yüzde 85 artmıştı. Azerbaycan’da faaliyet gösteren İsrailli şirket sayısı 140’a ulaşmıştı.

İsrail’in Haaretz gazetesi 6 Mart 2023’te İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırısı için bir havaalanı hazırladığını ve Mossad’a İran’ı izlemek üzere bir merkez açmasına izin verdiğini yazmıştı. Gazeteye göre 2016’dan itibaren İsrail’den 92 uçak seferiyle milyarlarca dolar değerinde silah alan Azerbaycan bunun bedelini petrol ve İran’a erişim sağlayarak karşılamaktaydı.

Kritik sorun: Zengezur Koridoru olmaktaydı

Azerbaycan’ın İsrail’le savunma ve istihbarat ortaklığından öteden beri Tahran rahatsızdı. Fakat Karabağ Savaşı’nda sınırda 132 kilometrelik şerit Azerbaycan’ın kontrolüne geçerken İran-Ermenistan koridorunda İranlı kamyonlar sorun yaşamaya başlamıştı. Buna ilaveten ateşkes anlaşması gereği Azerbaycan ile Nahçıvan arasında Zengezur üzerinden ulaşım hatları açma planı krize yeni bir boyut katmıştı. İran’ın dini lideri Ali Hamaney, 19 Temmuz 2022’de Astana Zirvesi nedeniyle Tahran’da kabul ettiği Erdoğan’a Ermenistan ile İran arasındaki sınırın kapanmasına neden olacak hiçbir plana izin vermeyeceklerini açıklamıştı. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de 13 Ekim’de Astana’da Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’le görüşmesinde tarihi sınırlar, bölgenin jeopolitiği ve İran-Ermenistan transit yolunun değiştirilmesini reddettiklerini vurgulamıştı.

 

...

 

MAKALEYİ OKUMAK/DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

 

Yorum Yaz