Butlan Kararıyla Siyaset Tıkanmıştır. Artık Ciddi Adımlar Atma Zamanıdır!
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, mahkemeden “mutlak butlan” kararı çıkması ortalığı karıştırmıştı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da “mutlak butlan” kararı verirken, kararın tedbirli olarak alındığı vurgulanmıştı. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi ve İstanbul’daki Hukuk-Ceza dosyalarında yer alan deliller, ifade tutanakları ve resmi belgeleri birlikte değerlendiren mahkemenin kararında her iki kurultayın yanı sıra 8 Ekim 2023 tarihli CHP İstanbul İl Kongresi’nin de “kanunun emredici hükümlerine aykırı olması nedeniyle mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) ile malul olduğu” hatırlatılmıştı.
Oysa yerel mahkeme, CHP’nin sonraki süreçte olağanüstü kurultaylarını gerçekleştirmiş olmasını gerekçe göstererek davanın “konusuz kaldığına” karar vermişti. Bölge Adliye Mahkemesi ise bu değerlendirmeyi hukuka uygun bulmamıştı. Mahkeme, CHP’nin 38. Olağan SeçimliKurultayı’nın yapıldığı tarihten itibaren iptaline, kurultayın iptal edilmiş sayılması nedeniyle bu tarihten sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların da iptaline karar vermiş bulunmaktaydı.
Kılıçdaroğlu ve yönetimi için “göreve devam” kararı çıkmıştı.
Mahkemenin kararında, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultaydan önceki duruma dönülmesine, kurultay öncesi Genel Başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu ile parti organlarının görevlerine “aynen devam etmelerine” hükmedildiği açıklanmıştı. Aynı şekilde, CHP İstanbul İl Kongresi’nin de iptali nedeniyle kongre öncesi İl Başkanı ve il organlarının görevlerine devam etmesi kararlaştırılmıştı.
Özgür Özel için “tedbiren görevden uzaklaştırma” kararı alınmıştı.
Mahkeme, ihtiyati tedbir taleplerini de kabul etmişti. Buna göre, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayla göreve gelen Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verilmişti. Mahkeme, Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmesine/göreve iadelerine hükmetmişti. Tedbir kararının uygulanması için kararın Yüksek Seçim Kurulu, Ankara İl Seçim Kurulu, Çankaya 4. İlçe Seçim Kurulu ve Ankara Valiliği’ne gönderilmesine karar verilmişti. Öte yandan mahkeme, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile Yılmaz Özkanat yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle yapılan istinaf başvurularını esastan reddetmişti. Daire, bu iki isim yönünden yerel mahkemenin değerlendirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetmişti.
Evet siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurları ve taşıyıcı kolonlarıydı… “Bu kolonların zedelenmesi doğrudan demokrasinin zedelenmesi” anlamını taşırdı. Demokraside temel ilke: İradenin; milletin, delegelerin ve üyelerin olmasıydı. Bu iradeye gölge düşüren her durumda hukukun gereğini yapması kaçınılmazdı.
Ancak, önce iktidar; hukuk kurallarına ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uymalıydı ki, muhalefetten de yargı sonuçlarına katlanmasını istemekte haklı çıksındı. Evet; seçim sandıklarında yenmesi gereken muhaliflerini mahkeme salonlarında bertaraf etme hevesinin hiçbir hukuki ve ahlâki tarafı olamazdı, ama seçimlerde hilekârlık, irade pazarlığı ve oy avcılığı yapmanın da, elbette hukuki bir yaptırımı olması ve hesabının sorulması lazımdı. Aksi halde halkın iradesi değil, “Delege pazarlarının, mafya masalarının ve rüşvet kumpaslarının” iradesi geçerli olacaktı…
Türkiye’de bir muhalefet boşluğu yaşandığı, özellikle CHP’nin “iktidar olma hedefi yerine, partiyi ele geçirme ve arpalığa çevirme hevesi” taşıdığı sırıtmaktaydı. CHP’nin; halkımızın her kesimiyle uzlaşıp kucaklaşma, bizi Millet yapan değerlerle barışma, demokrasi ve laiklik kurumlarıyla insani ve İslami prensipleri buluşturma amacı ve çabası yerine; Atatürk sonrası dejenerasyon döküntüleri ve masonik kültürleri dayatma ve slogan kalıplarına hapsolma kolaycılığından kurtulması şarttı. “Atatürk’ün kurduğu parti!..” kılıfına sığınmakla, İslam ve ahlâk düşmanı Batılı sosyalist sapkınların kof övgüleriyle avunmakla, hiçbir yere varılamayacağı artık anlaşılmalıydı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun toplumla ve tarihi olgularla helalleşip barışma ve uzlaşı kültürünü yaygınlaştırma atılımları bu bakımdan önemli ve anlamlıydı.
Bu arada Sn. Kılıçdaroğlu’nun karardan bir gün önceki açıklamasında; sadece Özgür Özel yönetiminin ve CHP’li belediyelerin yolsuzluklardan arınması gereğini vurgulaması… Ama AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın sinsi ve tehlikeli tahribatlarına ve bunlardan kurtulma lüzumuna hiç dikkat çekmemiş olması da, maalesef kafaları karıştırmış ve mideleri bulandırmıştı!? Çünkü devletimiz ve geleceğimiz için en tehlikeli olanı, AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın ülkeyi yönetemiyor olmasıydı. Toplumu kutuplaştırıp kamplaştırmaya, hatta kendi şahsi ikbal ve ihtirasları için halkımızı ayrıştırıp kapıştırmaya hazır bir zihniyetle bu sorunlar aşılamazdı. Bu nedenle bir Milli Mutabakat kaçınılmazdı ve daha tehlikeli sıkıntılara yol açmadan, ciddi ve dirayetli adımlar atılmalıydı…
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukukun Gereğini Yapmıştı!
CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultayı ile 8 Ekim 2023 tarihli İstanbul İl Kongresiyle ilgili Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi mutlak butlan kararı almıştı. Daire’nin 20 sayfalık kararında mutlak butlan kararının gerekçeleri şu şekilde sıralanmıştı:
Peki Neden Butlan Kararı Alınmıştı?
1- CHP Kongresinde delege iradesinin fesada uğratıldığı kanaatine varılmıştı.
Dosyada yer alan soruşturmalar, iddianameler, tanık beyanları, MASAK raporu, kurum yazışmaları ve fezlekeler birlikte değerlendirilerek bazı delegelerin oy tercihlerinin menfaat ilişkileriyle yönlendirildiği anlaşılmıştı.
2- Para, iş, adaylık ve başka menfaat ve vaatler dağıtılmıştı.