Derunî merkezlerin ilgisi ve himayesi altında, Erdoğan iktidarlarının ise, zahiren mecburi himayesi ve istismar amaçlı siyasi ilgisi kapsamında; Özdemir ve Selçuk Bayraktarlara; projeleri ve bilimsel şifreleri Erbakan Hocamız tarafından teslim olunan… Resmi teşvikler ve himayeler neticesi; Hava, Kara ve Deniz Kuvvetlerimize ve İstihbarat birimlerimize çok önemli avantaj ve fırsatlar tanıyan bütün savunma ve haber alma teknolojileri bu süreçte başlatılmış ve tarihi başarılara ulaşılmış durumdaydı. Bu kutlu gelişmelerin Erdoğan’ın özel gayesi ve gayreti saymak yanlıştı ve yanılgıydı. Onların hangi odaklarca ve hangi maksatlarca iktidara taşındıkları ve orada tutuldukları açıktı. Ancak dış güçlere karşı bir de iç merkezlerin ve derunî güçlerin bulunduğu asla unutulmamalıydı. Kendisinin ve yakın çevresinin Siyonist mahfillerle iç içe oldukları, hatta şahsi çıkar ve siyasi makam uğruna işbirlikçilik yaptıkları saptanan kişilerin, tarihin seyrini değiştirecek böylesine stratejik sırları bilmesi zaten imkânsızdı. Ancak, kendi zulüm ve küfür saltanatını yıkacak olan Hz. Musa’yı, Firavun’un sarayında ve özel koruması altında yetiştirip saklayan Yüce Allah, bugün de elbet benzerlerini yapardı.
Erbakan Hoca 2006 yılında “Müslüman Topluluklar Birliği” toplantısını yapmıştı. Bizler de bu tür toplantıların birçoğuna katılmıştık. İşte Erbakan Hocamız böyle bir program esnasında yanındakilere “Özdemir Bayraktar’ı bulun. Selçuk’u da alsın, acil olarak buraya gelsin!” buyurmuşlardı. Erbakan’ın direktifi sonucunda hemen Selçuk Bayraktar’ın babası Özdemir Bayraktar aranmış, kısa sürede Özdemir Bayraktar ve Selçuk Bayraktar oraya varmışlardı. Erbakan Hoca Selçuk Bayraktar’a: “Selçuk, bilgisayarını açar mısın? Sunumu burada yapacaksın!” deyince Selçuk Bayraktar, İHA’ların ilk prototiplerinin görüntü ve teknik detaylarını İngilizce olarak anlatmaya başlamıştı. Çünkü salondakilerin %80’i İslam ülkeleri ve diğer ülkelerden temsilcilerden oluşmaktaydı. Selçuk Bayraktar, konusuna hâkimdi ve donanımlıydı. Sunumunu çok iyi yapmıştı. Sunum sonrası Erbakan Hoca salona dönerek: “Ağır sanayi trenini maalesef kaçırdık. Şimdi ülkelerimizde, bu türden yüksek teknoloji projelerine destek vermemiz lazımdır. Bir ülkenin şu kadar uçak gemisi varsa siz o sayıyı yakalayana kadar onlar daha fazlasını yapacaklardır, öyleyse masrafı küçük ama etkisi büyük teknolojik savunma sistemlerine yönelmemiz kaçınılmazdır!..” diye uyarmışlardı.
Selçuk Bayraktar’ın babası Özdemir Bayraktar, üniversiteden Erbakan Hoca’nın öğrencisi olmaktaydı. Refah Partisi’nde görev almıştı. Erbakan Hoca’nın Özdemir Bayraktar ile 2018’de medyada gizli fotoğrafları yayınlanmıştı. Erbakan Hoca vakit buldukça İHA ve SİHA’ların üretildiği fabrikaya ziyarete gidiyorlardı. Erbakan Hoca İHA-SİHA’ları şöyle anlatmıştı: “Bakın teknolojiyle artık şunlar mümkündür. Ben şimdi bu masada oturuyorum. Şurada bir düğmeye basıyorum. İstanbul Havaalanı’ndan pilotsuz bir uçak havalanıyor. O uçağın önündeki ekranda görülen ne varsa ben de önümdeki ekranda görüyorum. Ve karşımdaki kontrol panelinde düğmeye basar basmaz füzeyi fırlatıyorum ve düşman hedefleri berhava ediyorum. Hem de oturduğum yerde ve tek bir insan zayiatı olmadan… O halde gelin, biz bir teknolojik araştırma vakfı kuralım. Bu vakıf Amerika’dan da daha üstün füzeleri geliştirmeyi başarsın… Amerika’dan da daha üstün pilotsuz uçakları üretmeye başlasın… Kompütürle hedefi şaşmayan güdümlü mermileri, tanksavarları, uçaksavarları geliştirip Ordumuzun hizmetine hazırlasın… Evet, her şey hayalle başlar. Bunun temelinde ise inanç yatar. İnanırsanız başarırsınız… Yeni bir dünya kurmak için, yeryüzünde hakkı hâkim kılmak için bunlar lazımdır ve yapılmalıdır. Bizim ecdadımız kuvveti değil hakkı üstün tutardı. Ancak kuvvetin gereğini kıymetini de biliyorlardı. Aynı zamanda da her yönden kuvvetli konumdalardı. Bunun için zaten Cenab-ı Allah, düşmanın silahından daha üstününü hazırlayınız diye emir buyurmuşlardır. Biz de daha üstün silahları hazırlamakla zaten görevliyiz ve yapmaktayız!..”
Aziz Erbakan Hocamız 2009’da, Bayraktar ailesinin sahibi olduğu Baykar Makina’ya yaptığı bir ziyarette şirketin anı defterine “Şahsiyetli Müessese” yazarak imza atmışlardı. İşte o el yazısı ve imzası bu savunma teknolojilerinin asıl Mimarı olduklarının kanıtıydı. İHA-SİHA’lar üretilmeden önce İsrail’den Heron alıyorduk. Bu Heronlar, görüntüleri Genelkurmay’a bir-iki saat geç veriyordu. Nedeni sonradan ortaya çıkıyordu. Heronlar aldıkları görüntüleri önce İsrail’e ulaştırıyor, İsrail de görüntüleri kesip biçerek bize teslim ediyordu. Hatta daha kötüsü oldu. Heronlar aynı zamanda Türk askerlerinin yerlerini de görüyordu, PKK’ya görüntüleri verip kaçmalarını ya da askerimize saldırmalarını sağlıyordu. Askerimizin nerede olduğunu ve nereden geçeceğini bilen PKK, birçok askerimizi şehit edip pusu kuruyordu. Heronların bize verdiği görüntülerde PKK’lıların yerlerini keserek veriyordu veya yanlış yerleri gösteriyordu. Uçaklarımız hep boş yerleri bombalıyor ve bu nedenle PKK ile gerçek bir mücadele olmuyordu. PKK-İsrail iş birliği yapılıyordu. Lakin Erbakan’ın proje ve destekleriyle Özdemir Bayraktar’ın İHA’ları buna darbe vurdu.
Dönemin Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli şöyle diyordu: “İsrail’den satın aldığımız Heronlar TSK’ya yanlış istihbarat veriyorlardı. Kullanımını İsrail’den gelen mühendisler yapmıştı. İstihbaratı onlar üretiyorlardı. Sonradan çoğunun yanlış olduğunu, dağ-taşı boşa bombaladığımızı anladık. Kendi İHA ve SİHA’larımızı yapıp havalandırdıktan sonra terörle mücadelede büyük başarılar kazandık. PKK’nın beli kırıldı. Heronlar gidince PKK’nın yol kenarlarına mayın döşeme yoluyla yaptıkları saldırılar sonlandı. PKK kan kaybetmeye başladı. 2013’ten bu yana tüm kritik karakollarda mini İHA üsleri kuruldu. Kurulumlarda ve eğitimlerde Selçuk Bayraktar bizzat bulundu. Artık karakollar İHA görüntüleriyle PKK tehdidini engelliyordu. PKK kıpırdayamaz hale geliyordu. Fransa SİHA-İHAları Afrika’daki sömürgeleri için tehlike olarak görüyordu. İsrail, Selçuk Bayraktar’a yönelik karalama kampanyası başlatıyordu. Selçuk Bayraktar’ın, aşırı bir Erbakan hayranı olduğu biliniyordu. 2014’te geliştirilen insansız hava aracının kuyruk numarasına TC ERB (Erbakan) yazdırıyordu ve bu İHA aracını sosyal medyada paylaşıp ömrünü Türkiye’mizin kalkınma mücadelesine adadığını belirtiyordu. Hatta ‘Mekânın cennet olsun Erbakan Hocam!’” yazmaktan sakınmıyordu.
...