Aralık 02 00:01

Milli Bir Anayasa mıydı, Yoksa YENİ BİR TUZAK MIYDI?

Milli Bir Anayasa mıydı, Yoksa  YENİ BİR TUZAK MIYDI?

Anayasadaki 3 Kriter Tartışmaları ve Kuşkularımız

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duyurdukları ve güya millet iradesini yansıtacak sivil anayasa çalışmalarının 3 sacayağı olacaktı. Bunlar 1- Cumhuriyet, 2- Üniter yapı ve 3- Demokrasi esaslarıydı. Güya yeni anayasa çalışmaları, bu üçlüyü güçlendirecek temeller üzerinden hazırlanacaktı. Erdoğan’ın çağrısının ardından yeni anayasanın nasıl yapılacağı ve nelerin değişikliğe uğrayacağı tartışılmaktaydı. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de destek verdiği yeni anayasa çalışmalarının temel amaçlarının ve konu başlıklarının da böyle olacağı konuşulmaktaydı.

Kuşkumuz: Milli ve Yerli Anayasa palavralarıyla, bu milletin Dini ve Değerleri esas alınmadan, Haçlı AB dayatmaları doğrultusunda bir anayasa mı hazırlanacaktı?

Yeni anayasanın hem toplumsal hem siyasi hem de hukuki ihtiyaç olduğu vurgulanmıştı. Mevcut Anayasa’nın birçok hükmünün eskidiği, bazı hükümlerinin de terk edildiği dile getirilirken, 21. yüzyıl koşullarına bakıldığında tüm bunların günümüz ihtiyaçlarını karşılamadığı hatırlatılmıştı. Bütün bunları tasfiye edebilmek için bile yeni bir anayasaya ihtiyaç vardı. Örnek olarak ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün son derece geniş bir boyut ve kapsam kazanmış olmasına rağmen bu konuda hâlâ klasik ve yetersiz bir anayasal düzene sahip olduğumuz konuşulmaktaydı.

Kuşkumuz: Özgürlükleri genişletme bahanesiyle; LAİKLİK maddesinin sulandırılması, hatta kaldırılması yaklaşımları hem yanlıştır hem yararsızdır. Zaten Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün 1921 Anayasasına atıf yapması, PKK’nın Sivil Kanadı HDP’nin eşbaşkanlarından Mithat Sancar’ın, yine 1921 Anayasası’nı referans olarak sunmaları ve bu arada Eski Ayasofya İmamı Prof. Mehmet Boynukalın’ın, 1921 Anayasası’ndaki “Devletin Dini İslam’dır” maddesini hatırlatması ve Anayasada Laiklik ilkesinin bulunmadığını vurgulaması kuşkularımızı arttırmıştı. Anlaşılıyor ki, hem (ABD ve AB gibi) dış güçlerin, hem masonik merkezlerin özel teşvik ve tertibiyle, Sn. Erdoğan “Dinsizlik olan Laikliği kaldıran kahraman!” rolüne soyundurulacak ve tabi Türkiye’den çok sinsi ve tehlikeli tavizler koparılacaktı. Oysa bizim ihtiyacımız olan, Laikliğin kaldırılması değil, doğru ve uygun yapılandırılması ve Anayasamıza bunun açık anlamının yazılması; böylece hem din istismarından, hem de dini yasaklamalardan ve baskılardan toplumun kurtarılmasıydı. Yani Adil Düzen’in Laiklik kavramı ve kurumlarının yasalaştırılması lazımdır. Aksi halde, istismarcılık ve ucuz kahramanlık hatırına yapılacak tahribatlar, ülkemize çok pahalıya patlayacak; zaten kendileri gibi düşünmeyen Milletin yarısını “Zillet, illet, rezalet!” diye dışlayanlar, daha derin zıtlaşmalara ve çatışmalara zemin hazırlayacaklardır.

 

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ:

Yorum Yaz