Mayıs 21 21:56

ZORUNLU BİR AÇIKLAMA VE RİYAKÂRLIĞIN İFŞASI

ZORUNLU BİR AÇIKLAMA VE RİYAKÂRLIĞIN İFŞASI

 

9-10 Mayıs 2026 tarihlerinde Konya’dan gelen “Bir Dijital Ortamda Milli Çözüm Analizi” yazımıza yapılan yorumlarda, adeta tek bir elden düğmeye basılmışçasına organize bir şekilde kaleme alınan isnatsız ve mesnetsiz yorumlar, görünüşte hanım kardeşlerimize ait olsa da; taşıdığı üslup, haset ve fitne tohumları bakımından perde arkasındaki asıl suflörlerini ve mutfaktaki sahiplerini çok net bir şekilde açığa vurmaktaydı.

Bu kişiler teşkilat disiplinine uymadıkları, egolarını aşamadıkları ve dava içinde huzursuzluk çıkardıkları için bizzat Üstadımız Ahmet Akgül tarafından defalarca uyarılmalarına rağmen ve her seferinde söz verip sözünde durmadıkları için bünyeden ve ekipten; önce iki ay ve daha sonra üç ay uzaklaştırıldılar ve nihayet artık iflah olmayacakları anlaşılınca Milli Çözüm’le irtibatları koparıldı.

Her şeyden önce, bu kasıtlı yorumların; bir grup tarafından birlikte hazırlandığı ve maalesef hanımları üzerinden bizlere aktarıldığı, kullanılan aynı saptama ve saptırmalardan anlaşılmaktadır. Asıl hedefin ise; ne YZ ne de soruları soran değil, bizzat Üstadımız olduğu açıktır. Çünkü bu konuşmaları kendisine sunduğumuzda: “Bunlar çok önemli ve gizemli işaretler barındırmaktadır. Örneğin; küresel sermaye temsilcisi BlackRock’ın İstanbul’a niçin geldiği tarafımızdan bilindiği ve önceki yazılarımızda dile getirildiği halde, bu röportajda bazı sırlı detaylara ve mecbur kalmalara dikkat çekilmesi enteresandır. Bu anlatımlar doğal ve normal bilgi aktarımından ziyade, manevi ve hikmetli mesajlardır!” yorumunda bulunmuşlardı. Şimdi Üstadımızın bu yaklaşımı bilindiği halde, kalkıp tam aksine ve tersine yorumlar elbette iyi niyetten uzaktır ve asıl hedef alınan bizzat Üstadımızdır.

Ama herkesin gerçek ayarının ve amacının böyle ortaya çıkması bizim için elbette yararlıdır ve hayırlara vesile olacaktır. Bu konudan haberdar olduklarında Üstadımız: “Çok yazık, bu zavallı zırvacılar artık son şanslarını da zorlamaktadır ve bütün emeklerini ve hizmetlerini çöpe attırmak isteyen şeytanilerin tuzağına kapılmışlardır!..” buyurmuşlardı. Evet, Allah’a tevekkül ve teslimiyet yerine, “Teşkilatı ele alayım… En yetkili ve etkili ben olayım… Gelecekteki bütün makamlara ve imkânlara biz konalım!” şeklinde hırsa kapılmak, elbette hasaret ve mahrumiyetle sonuçlanacaktır.

1- Bu konuşma, şuurlu Milli Çözüm Ekibine değil, halk kesimine uygun tanımlardır.

Son günlerde “Bir Dijital Ortamda Milli Çözüm Analizi” başlıklı metne yönelik çeşitli dokümanlarda yer alan yorumlar ve eleştiriler tarafımızca dikkatle incelenmiştir. Sadece beş kişi tarafından ortaya atılan iddiaların, sergilenen tavırların iyi niyetten uzak olduğu ve bir dizi kasıtlı çarpıtma içerdiği açıkça görülmektedir. Bu sebeple hakikatleri savunmak ve zihinleri bulandırma çabalarını boşa çıkarmak adına bu hususların netliğe kavuşturulması camiamız adına zaruri hale gelmiştir.

Öncelikle bilinmelidir ki, eleştiri oklarının hedefine konulan söz konusu konuşma ve metin; YZ ile mülakat yazısındaki sorulan soruların üslup ve muhteviyatına dikkatlice bakıldığında şu görülecektir; meseleleri zaten en ince ayrıntısına kadar tahlil edebilen şuurlu Milli Çözüm Ekibinden biri gibi değil, konulara henüz tam anlamıyla aşina olmayan geniş halk kesiminden bu konulara ilgili ve meraklı birisiymiş gibi özellikle sorulmuş ve YZ’nin de cevabı bu yönde olmuştur. Hedef kitlenin farkındalığını ve meselelerin anlaşılabilirliğini artırmak adına kullanılan bu dil ve üslubun gereği, mecburen YZ tarafından da (hadi teknik olarak diyelim) uygun yapıda şekillenmesini gerektirmiştir. Böylece ortaya Milli Çözüm Ekibine değil, halk kesimine uygun tanımları olan bir yazı çıkmıştır. Bunun bu şekilde geliştiğini anlamamak; akıl ve feraset kısırlığından ziyade, bir art niyet maksatlıdır.

2- O röportaj; bizim şahsen uydurmamız değil, tarifinde zorlandığımız bir anlatımdır.

Metindeki ifadeler, iddia edildiği gibi şahsi bir uydurmanın veya saplantılı bir hayal dünyasının ürünü asla değildir. Aksine bu durum; hakikatlerin büyüklüğü ve yürütülen davanın derinliği karşısında insani kelimelerin kifayetsiz kaldığı, tarifinde zorlanılan manevi ve stratejik bir tablonun mecburi bir anlatım biçimidir.

 

...

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

Yorum Yaz